YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/2752
KARAR NO : 2021/2558
KARAR TARİHİ : 22.03.2021
DAVA TÜRÜ : Galle Fazlasını Müstehak Vakıf Evladı Olduğunun Tespiti
MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.07.2017 tarihli ve 2016/392 Esas, 2017/303 Karar sayılı kararıyla asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı asıl ve birleşen davacılar ile katılma talep edenler vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince müdahale talep edenlerin istinaf başvuru dilekçelerinin reddine, asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden kararla davanın kısmen kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl dava dilekçesinde davacı …’in, birleşen dava dilekçesinde … vd kişilerin … Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiş, yargılama aşamasında … vd kişiler de vekilleri aracılığıyla verdikleri dilekçede davaya katılma talebinde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu vakfın vakfiyesinde evlada galle bırakılmadığından bahisle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hükmün asıl ve birleşen dava davacıları ile katılma talep edenler vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, müdahale talep edenlerin istinaf başvuru dilekçelerinin reddine, asıl ve birleşen dava davacılarının istinaf başvurularının kabulü ile yeniden kararla davanın kısmen kabulüne, asıl ve birleşen dava davacılarının …Vakfının vakıf evladı olduklarının tespitine karar verilmiş, bu son karar davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanunun 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun’un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlananın ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (…, …; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır. Somut olaya gelince, galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların incelenmesinden önce davacılar ile vakfeden … Paşa arasında kan bağına dayalı olarak soybağı kurulmasının üzerinde durulması gerekmektedir. Asıl ve birleşen dava davacılarınca Vakfın mütevelliliğini yapmış …’nin üstsoyları Mahmut Gülsoy olduğu iddia edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince bu kişi üzerinden davacılar ile Vakıf arasında soybağı kurulmuş ise de tevliyet kayıtları ile nüfus kayıtları tam olarak örtüşmemektedir.
Buna göre, tevliyet kaydında yer alan mütevelli … ile davacıların murisi …’un aynı kişi olduğuna dair delillerini sunması için asıl ve birleşen dava davacılarına imkan tanınıp, bu yönde deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.