YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25528
KARAR NO : 2013/17791
KARAR TARİHİ : 30.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı ve karşı davalı, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptalini ve kuruma karşı borçlu olmadığının tespitini tespitini istemiştir. Davalı ve Karşı Davacı Kurum ise, sigortalının aylık bağlanması şartlarının bulunmadığınınn tespiti üzerine 01/11/2008-27/01/2010 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen 5526,67 TL asıl alacak ve 140,93 TL işlemiş faizin tahsiline ilişkin davalı-karşı davacıya yapılan yapılan takipte itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı verilmesini istemiştir.
Mahkemece,davacı-karşı davalı …’ın açtığı kurum işleminin iptali ve menfi tespit davasının reddine, kurumun açtığı itirazın iptali davasının ise kısmen kabulü ile takibin 5.526,67 TL asıl alacak ve 53,89 TL faiz üzerinden devamına, fazla istemin reddine ve icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davalı ve karşı davacı kurumun temyiz incelemesinde;
21.07.2004 gün ve 25529 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun, katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2012 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.690,00 TL. olarak değiştirmiştir.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz sınırı belirlenirken, yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi; tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesi hükmü gereğidir.
Somut olayda, yerel mahkemece davacı kurumun açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmiş olup, faiz bakımından kısmen ret edilmiştir. Talebe göre reddedilen tutar, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğundan, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması miktar itibariyle mümkün değildir.
Hal böyle olunca, davalı ve karşı davacı Kurumun temyiz dilekçesinin miktar itibariyle, kesinliği nedeniyle REDDİNE, karar vermek gerekir.
2-Davacı ve karşı davalı sigortalının temyiz itirazlarına gelince;
İnceleme konusu olayda; 30/10/1979-05/09/1981 ve 29/12/1990-25/08/1991 tarihleri arası yurtdışında geçen 901 günlük çalışmasını 3201 sayılı Yasa kapsamında borçlanan davacıya, 2454 Gün Bağ-kur, 600 gün askerlik borçlanması ve yurtiçinde geçen 1453 günlük SSK’lı hizmetleriyle birlikte, 01.11.2008 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Yasa gereği 5408 gün üzerinden yaşlılık aylığı bağlanmıştır.Davacının, 07/01/2002 den itibaren başlayan vergi kayıdının halen devam etmesi nedeniyle, yaşlılık aylığı 10/03/2010 tarihi itibarıyla kesilerek, 01/11/2008-27/01/2010 arası dönem yönünden yersiz aylık tahakkuku yapılmıştır.
Mahkemece, 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi (19.06.2010 tarihinde yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik öncesi) hükmü gözetilerek, davalı Kurum işlemi yerinde bulunmak suretiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Uyumazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanunun 6. maddesinin “B” bendinde, “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta, ya da, sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.05.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz…” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, anılan yasada, 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Kanunun 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Kanundan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği
belirtilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her yasanın kendi döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin davacı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır.
Ancak, davacının, uyuşmazlık konusu dönemde, 2009 yılı 4. aydan, 2010 yılı 1. aya kadar sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalıştığı anlaşılmaktadır. Kurum’un, yaşlılık aylığı alan davacının çalıştığını bildiği ve sosyal güvenlik destek primi ödendği halde, anılan Yasal düzenlemeye dayanarak yaşlılık aylığını iptal ederek, ödenen aylıkları borç çıkarması, Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen iyiniyet ve hakkaniyete aykırıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.