Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7666 E. 2020/11464 K. 22.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7666
KARAR NO : 2020/11464
KARAR TARİHİ : 22.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık …’un temyiz dilekçesinin içeriğine göre katılan sıfatıyla temyiz isteminde bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
1)Katılanın yaralanması hakkında…Devlet Hastanesinin 13.05.2015 tarihli (olay tarihi:27.03.2015) genel cerrahi uzmanı tarafından verilen raporunda ”ilgi: … Cumhuriyet Başsavcılığının (Hazırlık Bürosu) 27.04.2015 tarih ve 2015/283 sayılı yazılarına istinaden. Adı geçenin ekli geçici raporu ve 13.05.2015 tarih ve 1799 protokolle yapılan genel cerrahi muayenesinde; geçirdiği kesici delici alet yaralanması sonucu hayati tehlike geçirdiği, yüzünde sabit ize neden olduğu, basit tıbbi müdahaleyle giderilecek türden olmadığını bildirir kati hekim raporudur.” şeklinde, … Devlet Hastanesinin 27.03.2015 tarihli genel adli muayene raporunda ”Hastanın sol meme alt dış lateralinde yaklaşık 1 cm.’lik kesi, göbek deliği sağ üst dışında yaklaşık 1 cm.’lik kesi ve sağ koltuk altın ön hizasında alt alta aynı hizada 3 adet kesi mevcut. Hastanın sağ kulak arkasında 3 cm.’lik ve sağ göz üstü alnında 5 cm.’lik kesi mevcut. Hastanın genel durumu iyi. Hastanın nefes alırken batma şikayeti var. Hastanın mevcut lezyonları BTM ile giderilemez. Hastanın hayati riski bulunmaktadır. Durumu bildiren tek hekim geçici adli raporudur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, yaralanmanın yüzde sabit iz oluşturup oluşturmadığı hususunda olay tarihinden en erken altı ay sonra, katılanın tüm film, grafi ve tedavi evrakları, kesin ve geçici raporlarıyla birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğünden veya Üniversite Hastanesi Plastik Cerrah ya da Adli Tıp Uzmanı ünvanlı yetkili doktordan rapor aldırılması gerektiği, bu haliyle raporların içeriğinin Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla; katılana ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilip en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne gönderilerek, özellikle söz konusu yaralanmanın hayati tehlikeye ve yüzde sabit ize neden olup olmadığına ilişkin hususları gösterir şekilde, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre;
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e, 87/1-son maddelerinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3)Dosyadaki mevcut rapor içeriklerine göre katılanın meydana gelen yaralanması yüzünde sabit ize ve hayati tehlike geçirmesine neden olduğundan, sanığın 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-e maddeleri gereğince belirlenen cezasının bir kat arttırılması sırasında uygulanan Kanun maddesinin 5237 sayılı TCK’nin 87/1-c-d yerine TCK’nin 87/1-c olarak gösterilmesi,
4)Katılanın sabit iz ve hayati tehlike geçirecek nitelikte yaralandığına dair iddia ve rapor içeriği karşısında; birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 fıkrasınca temel cezaya hükmedilirken meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesinde cezada orantılılık ilkesi gözetilerek 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler gereğince sonuç cezaya etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
5)Sanığın, hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve şahsî hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran hâlleri nedeniyle geçirmiş olduğu süreler hakkında 5237 sayılı TCK’nin 63. maddesi gereği mahsup kararı verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 22.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.