Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/5142 E. 2020/11970 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5142
KARAR NO : 2020/11970
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyetler, beraatler, ceza verilmesine yer olmadığına dair
TEMYİZ EDENLER : Katılan sanık … müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’ye karşı kasten yaralamadan kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Hükmolunan adli para cezasının tür ve miktarı, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğundan katılan sanık müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2)Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’ye yönelik hakaret ve katılan sanık …’ye yönelik kasten yaralama suçlarından verilen beraat hükümleri bakımından yapılan incelemede;
Katılan sanık … müdafiinin temyiz talebinin hükümlerin gerekçesine yönelik olmadığı gibi, hükümleri temyiz etmede hukuki yararının da bulunmadığı anlaşıldığından, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince katılan sanık … müdafiinin temyiz talebinin REDDİNE,
3)Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’ye hakaret ve katılan sanık …’ye yönelik kasten yaralama; katılan sanık … hakkında katılan sanık …’ye kasten yaralama suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede;

Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanık … müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
4)Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’ye yönelik kasten yaralamadan kurulan hüküm bakımından yapılan incelemede;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a)Oluşa, dosya içeriğine, adli rapora ve katılan sanık …’nin istikrarlı anlatımlarına göre olay günü taraflar arasında karşılıklı çıkan kavgada katılan sanık …’nin de katılan sanık …’yi ısırarak yaraladığı anlaşıldığından, katılan sanık …’nin, TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümleri de tartışılarak aynı Kanun’un 86/2, 86/3-a. maddelerinden cezalandırılması yerine yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
b)Katılan sanığın eylemi 5237 sayılı TCK’nin 25/1. maddesi gereğince meşru müdafaa sınırları içinde kaldığından, 5271 sayılı CMK’nin 223/2-d maddesi uyarınca sanık hakkında “beraat” kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden CMK’nin 223/2-c maddesi uyarınca “ceza verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesi,
c)Katılan sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012)

kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri
uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28/09/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.