YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21508
KARAR NO : 2012/3780
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.250 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacı ve davalının kardeş olduklarını, … İlçesi … Köyünde kain 303 parsel sayılı taşınmazın 1/5 oranındaki hissesinin davalı tarafından 2000 dolara davacıya taşınmaz hisse satış sözleşmesi ile satıldığını, satış bedelinin tamamının davacı tarafından ödendiğini ve davacı ne zaman isterse davalının davaya konu hisseyi tapuda devredeceğini taahhüt etmesine rağmen davacıyı oyalayarak tapuda hisse devir işlemini yapmadığını en son olarak davalının tapuyu devretmeyeceğini söylemesi üzerine sözleşmenin düzenlendiği tarih olan 18.02.2003 tarihindeki dolar kuruna göre hesaplanan 3.250 TL alacağın 18.02.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevabında,davacının dayandığı sözleşmede ki imzanın davalıya ait olmadığı,taraflar arasında böyle bir sözleşmenin düzenlenmediğini,davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını,ayrıca davacının taşınmazda zilyedliğinin devam etmesi nedeniyle verdiği bedeli isteyemeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davaya konu senetteki imzanın davalının el ürünü olduğuna dair bilirkişiden rapor alınmış ve davacı ile davalı arasında iki taraf içinde borç doğuran geçerli bir sözleşmenin yapıldığı kabul edilerek, davacının edimini derhal yerine getirmesine rağmen, davalının edimini ne zaman yerine getireceği hususunda sözleşmede kesin bir süre belirtilmeyerek davacı ne zaman isterse davalının tapuyu devredeceğinin kararlaştırıldığı, davacının davalıya tapuda devir talebinde bulunmadığı, sözleşmede de kesin bir vade belirtilmediği bu nedenle davacının verdiği şeyin iadesini talep edebilmesi için mehil tayin ederek davalıdan edimin yerine getirilmesini isteme şartına bağlı olup bu hususunda davacı tarafça yerine getirilmediği gerekçesiyle Boçlar Kanununun 101 ve 106.maddesinde belirtilen temerrüde düşürme ve süre vererek edimin ifasını isteme şartlarını yerine getirmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içerisinde bulunan taşınmaz hisse satış başlıklı 18.03.2003 tarihli sözleşme taşınmaz satışına ilişkin olup resmi şekilde yapılmadığı için eski MK. 634(TMK 706), BK. 213 ve Tapulama Kanunun 26.maddesi gereğince geçersizdir. Bu halde taraflar aldıklarını aynı anda karşılıklı olarak birbirlerine sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince iade ile mükelleftirler. Anılan sözleşmede davacının davalıya 2.000 dolar verdiği anlaşılmaktadır. Davalının 2.000 dolar almasına rağmen hisse satışını gerçekleştirmemesi nedeniyle mahkemece davalının aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davacıya iadesi yönünde karar verilmesi gerekirken Borçlar Kanunun 101.maddesinde düzenlenen ve geçerli sözleşmeler için uygulanan ve faizin başlangıcı yönünden önem arzeden temerrüd olgusu davacı tarafından gerçekleştirilmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme ile red kararı verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.