YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/114
KARAR NO : 2020/3803
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.02.2017 tarih ve 2015/163 E-2017/190 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2017/3221 E- 2019/2508 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirketle 2. el parfüm dolum makinelerinin satımı ve teslimi hususunda anlaştıklarını, müvekkili şirket tarafından makinelerin 19.07.2013 tarihinde davalıya teslim edildiğini, müvekkili şirketin sözleşmede kararlaştırılmış teslim yükümlülüğünü eksiksiz olarak ifa etmiş olmasına rağmen davalı şirketin bir süre sonra malı iade etmek istediğini bildirdiğini, müvekkili şirketin iadeyi kabul ederek kendisine ödenmiş olan bedelin tamamını davalı şirketin hesabına gönderdiğini, ancak davalı şirketin malın bedelini geri almış olmasına rağmen malı iadeden kaçındığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından 20.09.2013 tarihli 169832 sıra numaralı faturanın tanzim edilerek yurtiçi kargo aracılığı ile 25.09.2013 tarihinde davalı şirkete gönderildiğini ve gönderinin 26.09.2013 tarihinde Musa Karataş tarafından teslim alındığını, davalı yanın malın iadesini yapmadığı gibi faturaya da itiraz etmediğini, söz konusu faturaya dayanak borcun tahsili için taraflarınca icra takibi başlatıldığını, yapılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itirazda bulunarak takibi durdurduğunu ileri sürerek … 2. İcra Dairesi’nin 2014/322 E. sayılı dosyasında davalı yanın itirazının iptali ile takibin devamına, % 20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından satıldığı iddia edilen makineyi müvekkilin doğrudan satın almadığını, satın alma opsiyonlu getirtildiğini ve deneme amaçlı numunelik üretimler için çalıştırıldığını, müvekkilinin makine bedeli olarak davacıya fiili ödeme günündeki TCMB Euro alış kuru baz alınarak Euro cinsinden ödeme yaptığını, makinenin müvekkilinin iş kapasitesine ve maksadına uygun olmadığı anlaşıldığından makinenin kaldırıldığını ve iadesi için davacı ile anlaşıldığını, bu anlaşma üzerine davacı tarafından malın bedelinin Euro üzerinden yapılması gerekirken TL olarak müvekkiline geri ödendiğini, ancak arada geçen günlerde oluşan kur farkının gözetilmediğini, kur farkının ödenmesi ve makinenin teslim alınması için davacı şifahi olarak defalarca uyarıldığı halde kur farkının ödenmediğini ve makinenin teslim alınmadığını, uyarıların sonuçsuz kalması üzerine … 1. Noterliği’nin 02.10.2013 tarihli ve 9131 yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek kur farkının ödenmesinin ve makinenin teslim alınmasının istendiğini, davacı tarafın ihtarnameyi aldıktan sonra 21.11.2013 tarihinde icra takibi başlattığını, davacı şirketin takibe dayanak yaptığı 20.09.2013 tarihli alacak hakkında müvekkili şirketin ticari defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığını, ihtarname incelendiğinde davacı yanın faturaya itiraz edilmediği iddiasının mesnetsiz olduğunun anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; tüm dosya kapsamına göre, … 2.İcra Müdürlüğü’nün 2014/322 E. sayılı dosyasında 26.314 TL faturaya dayalı alacak ve 402,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 26.716,28 TL için ilamsız takipte ödeme emri düzenlendiği, davalının süresi içerisinde borca itirazı üzerine takibin durduğu, tarafların ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişi ile inceleme yaptırıldığı, dosyada bulunan bilirkişi heyeti raporuna göre davalının faturayı iade etmediğinden kabul ettiği kaidesinin oluştuğu, uyuşmazlığın makinenin davacıya teslimi noktasında toplandığı, davalı tarafın makineyi teslime hazır olduğunu beyan ettiği, dolayısıyla bilirkişi raporlarında belirtilenin aksine faturaya dayalı defter kayıtlarında görüldüğü gibi davacının davalıda bir alacağının bulunduğunun kabul edilemeyeceği, makinenin teslimi hususunda davalı tarafça … 1.Noterliğince ihtarname çekildiği, davacının buna rağmen makineyi iade almadığı, taraflar arasında alacak borç ilişkisinin bulunmadığı, davacının davalıdan makinesini teslim alabileceği davalının da makineyi iade etmeye hazır olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, davalı taraf mal bedelinin yabancı para cinsinden ödendiği halde kendilerine para iadesinin TL cinsinden olduğunu bu nedenle kur farkı dolayısıyla cari hesaplarının açık verdiğini, malın teslim alınmadığını ve icra müdürlüğündeki itirazlarında ise ardiye ücreti alacaklarının dahi bulunduğunu ileri sürmüşse de; kök satış ilişkisinin deneme opsiyonlu bir satış sözleşmesi olduğu yönünde sözleşme ve delil bulunmadığı gibi, satışın yabancı para cinsindeki kur üzerinden yapıldığına ilişkin bir yazılı delilin de bulunmadığı, ilk satış faturasının da TL cinsinden düzenlendiği, davalı yanın kur farkı oluştuğuna dair savunmasının dayanaklarının dosyada bulunmadığı, kaldı ki davalının ticari kayıtlarında kur farkı faturası da düzenlenmemiş olduğu, mal iadesi söz konusu olmakla iadenin mali yükümlülüklerinin malı iade eden alıcıda olması gerektiği, bunun aksine bir anlaşmanın varlığının da kanıtlanmadığı, delil olarak dosyada bulunan ve usuli nedenlerle reddedildiği anlaşılan ihtarnamenin davacı yana tebliğ edildiğine ilişkin bir belge de bulunmadığı, malı iade ile yükümlü bulunan tarafın iade etmemesinden kaynaklı gecikme nedeniyle malı saklama için ardiye ücreti talep etmesininse MK m.2 anlamında dürüstlük kuralına uygun olmayacağı davalı yanın malı iade etmeyerek sebepsiz zenginleştiği, halen de malın kendi uhdesinde olduğu, öte yandan her ne kadar davada birikmiş faiz istemi de bulunmaktaysa da davalının takipten önce temerrüde düşürülmediği, bu nedenle temerrüdün takiple oluştuğu ve alacağın miktar itibari ile likit olduğu gerekçesiyle; davacı yanın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına; davanın kısmen kabulü ile; davalı yanın … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2014/322 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline; takibin 26.314,00 TL üzerinde takipten itibaren aynı zamanda ana alacak olan bu miktara talepleri gibi % 9 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına; alacak likit olmakla 5.262,80 TL icra inkar tazminatının davalıda alınıp davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarile 47.530 TL’dir. Dava değeri 1.700,00 TL olup yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükme yönelik temyiz isteminin reddine, işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.