YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/5306
KARAR NO : 2020/4766
KARAR TARİHİ : 27.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, …Köyü çalışma alanında bulunan 150 ada 1 ve 3 parsel sayılı sırasıyla 122,75 ve 187,56 metrekare yüölçümündeki taşınmazlar, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği; 151 ada 1 parsel sayılı 273,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ve taşınmazların miras payları oranında adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, murisleri …’den gelen hakka dayanarak, tapu iptali ve miras paylarının adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Dosya kapsamından ve nüfus kayıtlarının incelenmesinden davalı …’ın muris …’nin terekesine göre 3. kişi konumunda bulunduğu muris …’nin davacılar dışında başka mirasçılarının da bulunduğu anlaşılmaktadır. Terekeye dahil bir taşınmaz hakkında, mirasçılardan birinin ya da bir kısmının tek başına, 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK’nın 702. maddesinde yer alan düzenlemeye göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği kuşkusuzdur. Mirasçılardan bir kısmının kendi payı hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından, davanın, diğer mirasçıların muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle yürütülmesi de mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi isabetsiz ise de, davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle yerinde görüldüğünden hükmün, gerekçesi açıklanan şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.