YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17086
KARAR NO : 2020/13467
KARAR TARİHİ : 26.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı ile davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı şirketin Ordu Şubesinde 20.07.2005 tarihinden 09.04.2012 tarihine kadar asgari ücret ile çalıştığını, 09.04.2012 tarihinde iş akdinin yasaya aykırı olarak feshedildiğini, iş akdi feshedilirken kıdem tazminatının kendisine ödendiğini ancak ihbar tazminatının ödenmediğini iddia ederek ihbar tazminatı ile ulusal bayram genel tatil ve fazla mesai ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 09.04.2012 tarihinde kendi el yazısı ile kıdem tazminatı verilerek iş akdinin feshini talep ettiğini bildirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının haksız olarak iş akdinin feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı, davacı ile davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacının iş akdinin feshi ve buna bağlı olarak ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İhbar tazminatı iş akdini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş akdini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi, ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine, işçinin mülga 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi sebeplerle iş akdini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
Somut olayda davacının personeli olduğu …ye Mah. … Cad. No:42 adresinde kurulu … Gıda Temizlik ve Marketçilik A.Ş’ye bağlı Ordu Şubesinin faaliyet gösterdiği binanın …. Kooperatifleri Birliği mülkü olduğu ve …. Kooperatifleri Birliği’nden gelen yazı ile binanın satıldığı ve Şirketçe boşaltılmasının gerektiği ve binanın mülkünün satışı nedeniyle; Ordu Şubesinin 09.04.2012 tarihinde tahliye edilerek kapatılmasının Yönetim Kurulunun 07.04.2012 tarih 1222 sayılı kararları ile uygun görüldüğü ve davacının tercih edeceği şubelerden birinde görevlendirileceği hususu ile geçici görevlendirme bildirimine dair 09.04.2012 tarihli yazı üzerine davacının aynı tarihli el yazısı ile düzenleyip imzaladığı dilekçesinde personeli olduğu Ordu … şubesi kapatıldığından görevlendirildiği yeni şubede ailevi nedenlerden ötürü çalışmak istemediğini, kıdem tazminatının ödenmesi suretiyle iş akdinin feshedilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. İşverence kıdem tazminatının ödendiği ve davacının 5.460,15 TL kıdem tazminatını aldığına dair 14.04.2012 tarihli ibranamenin de dosya içerisinde yer aldığı ve bu şekilde davacının iş akdinin son bulduğu görülmüş olup davacının 09.04.2012 tarihli dilekçesindeki yazıyı ve imzasını da inkar etmediği dosya kapsamından anlaşılmakla, davacının iş akdini kendisinin feshettiğinin tespiti ile ihbar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabul edilmesi hatalı bulunmuştur.
3- Davacı dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmış, bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunduğu dilekçede ise, ek rapor alınması için itiraz ettiğini, ulusal bayram genel tatil ücreti yönünde de ıslah için süre talep ettiğini bildirmiş, Mahkemece bu talep karşılanmadan karar verildiği görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesine göre, taraflardan her biri, yaptığı usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Yine aynı Kanunun 177. maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Yasal düzenleme dikkate alındığında tahkikat bitmeden yapılan ıslah talebine ilişkin usuli işlemi yerine getirmek üzere davacı tarafa 6100 sayılı HMK’nın 181. maddesi uyarınca süre verilerek sonuca gidilmesi gerekirken, süre verilmeden ve gerekçe gösterilmeden davanın sonuçlandırılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca, hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinin talep sonucunda, tüm alacakların ayrı ayrı gösterilerek “brüt” tutarda hüküm altına alınması istenilmiştir. Mahkemece, hüküm altına alınan alacakların “net” tutar üzerinden hüküm altına alınması suretiyle 6100 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket edilmesi hatalıdır.
Davacı tarafça talep edilen alacak miktarları hükme esas alınan bilirkişi raporunda önce brüt daha sonra net olmak üzere hesaplanmıştır. Aksi de ileri sürülmediği sürece, işçilik alacaklarının brüt olarak hüküm altına alınması gerekmektedir. Bu bakımdan öncelikle davacının dava dilekçesinde talep ettiği miktarın brüt olduğu gözetilerek, kabul edilen ve reddedilen alacak miktarları brüt olarak hüküm altına alınmalı, buna göre kabul/ret oranı göz önünde bulundurularak yargılama gideri ve vekalet ücreti de doğru şekilde paylaştırılmalıdır.
Anılan yönler düşünülmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.