Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/14225 E. 2013/17739 K. 30.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14225
KARAR NO : 2013/17739
KARAR TARİHİ : 30.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, dahili davalı …’nın davacının eczanesinde çalışmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

İdari para cezaları ile ilgili 5510 sayılı Yasada özel bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre idarî para cezaları ilgiliye tebliğ ile tahakkuk eder. Tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde Kuruma ya da Kurumun ilgili hesaplarına yatırılır veya aynı süre içinde Kuruma itiraz edilebilir. İtiraz takibi durdurur. Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde, idari para cezası kesinleşir.

Somut olayda,davalı …’nın işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmemesi nedeniyle davacı hakkında 5510 sayılı Yasanın 102. maddesinin a/2 fıkrası gereğince 2.664 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiği,davacının idari para cezasına itirazı 28.07.2009 tarihinde Kurumca reddedildiği,davacı tarafından Malatya İdare Mahkemesi’ne 2009/1369 esasına kayden idari para cezasının iptali istemiyle dava açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında,davalının çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacı işverenin Kurum işyeri dosyası ile dava dönemine ilişkin bordrolar, ilgili Vergi Dairesinden, işverenlerin vergi kayıtları ile muhtasar beyannameleri ve ilgili Belediye Başkanlığından,iddia edilen çalışmalara ilişkin Kurum tespitleri (müfettiş ve yoklama memuru raporları,mahalli denetim tutanakları v.s) sorularak celbedilmeli; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan mahkemece ifadesi alınan … dışında, işverenlerin bordrolarında kayıtlı, aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı; yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, işyerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği ile iddia olunan çalışmanın gerçek ve fiili olup olmadığı nazara alınmalı; böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

Mahkemece yapılacak iş, idare mahkemesine idari para cezasının iptali istemiyle açılan dava dosyasının incelenmesi ile yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibaret olacaktır.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.09.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.