YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5028
KARAR NO : 2013/9190
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın davalının bakım ve sorumluluğunda bulunan ve yoldan yüksekte bırakılan rögar kapağına çarparak hasarlandığını, hasar bedelinin davacı tarafından ödendiğini ileri sürerek, kusura isabet eden 2.211,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK.nun 1301.maddesine (6102 Sayılı TTK’nun 1472/1.md.) göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
1086 Sayılı HUMK’nun 388 ve 389. maddeleri ile 6100 Sayılı HMK’nun karşılık 297/1-2 maddeleri uyarınca, mahkeme kararında; hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerekir.
Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur.
Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Somut olayda, mahkemece 31.1.2012 tarihli kısa kararda miktar belirtilmeden davanın kabulü yolunda hüküm kurulmasına karşın, gerekçeli kararda davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulduğu gibi, hükmedilen meblağ belirtildikten sonra bu miktarın tahsili yönünde bir ibareye yer verilmemiş, yine talep yasal faiz olmasına karşın kısa kararda avans faizine yer verilip gerekçeli kararda bu yönde de bir ibareye yer verilmemiştir. Sonuç olarak, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkili olup, hüküm fıkrası taraflara yükletilen hak ve sorumluluklar ile infaza elverişlilik yönünden açık olmayıp, taraflar yönünden şüphe ve tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan, bu yön yukarıda açıklanan yasa maddelerine açık bir aykırılık oluşturduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre bu aşamada diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 17.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.