Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/6445 E. 2020/11595 K. 23.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6445
KARAR NO : 2020/11595
KARAR TARİHİ : 23.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
1) Sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında katılanı darp etmediğine sadece kavga eden tarafları ayırmak için müdahalede bulunduğunu belirttiği, temyiz dışı sanık …’ın 20.11.2015 tarihli duruşmada “Levent ayırmak için müdahale etmişti” şeklinde beyanda bulunduğu, aynı tarihli duruşmada katılanın “Kimin vurduğunu tam olarak hatırlamıyorum” şeklindeki beyanları karşısında, sanığın katılanı yaraladığına ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de
2)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de,CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
3) Katılan … …’ın aşamalarda istikrarlı olarak 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f-4 maddesi gereği silahtan sayılan şemsiye demiri ile darp edildiğini bildirdiği, tanık …’in katılanın bu husustaki beyanını doğruladığı ve iddianamede de 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanması talep edildiği halde sanık hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin gerekçe gösterilmeksizin uygulanmaması,
4) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Kartal 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.12.2011 tarihli, 2011/785 Esas – 2011/832 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 157/1. maddesi gereğince dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, tekerrüre esas alınan ilamdaki dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, tekerrüre esas alınan hükümde uzlaştırma işlemi uygulanıp uygulanmadığı ve sanığın sabıkasında tekerrüre esas alınabilecek başkaca hükümler olup olmadığı da araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi lüzumu,
5) …’ın “katılan” sıfatı bulunmasına rağmen gerekçeli karar başlığına sıfatının “müşteki” olarak yazılması,
6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.