Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/17222 E. 2020/12468 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/17222
KARAR NO : 2020/12468
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalının hazır beton işi ile iştigal ettiğini taşıma işini ise taşeron firmalara verdiğini, davalının üst işveren olarak tom işçilik haklarından sorumlu olduğunu, müvekkilinin 18.08.1997 tarihinde çalışmaya başladığını ve 16.10.2014 tarihinde iş akdinin davalı tarafından haksız olarak sona erdirildiğini, müvekkilinin hiç bir hakkının ödenmediğini, müvekkilinin çalıştığı süre boyunca taşeronlar değişmesine rağmen ara vermeden davalının işini yaptığını, müvekkilinin davalı işyerinde iş makinesi operatörü ve bekçi olarak çalıştığını, müvekkilinin en son 1.350,00 TL maaşla çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının müvekkil şirkette çalışmadığını, … A.Ş. ve … İnş. Ltd. Şti. işçisi olarak çalıştığını, davacının eğer var ise alacaklarının dava dışı şirketler olan … A.Ş. ve … İnş. Ltd. Şti tarafından ödenmesi gerektiğini, davacının şirketleri ile herhangi bir iş akdi bulunmadığını, müvekkil şirketle … A.Ş. ve … İnş. Ltd. Şti arasında bir alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını, işin belirli bir bölümünün değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiğini, işten bu yolla tamamen el çekildiğini, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyeceğini, davacının iş akdi işveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymaması sonucunda sona erdirildiğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının 18.08.1997- 12.01.2008 ve 15.01.2008-2014 tarihleri aralığında iki dönem halinde belirsiz süreli tam zamanlı ve sürekli iş aktine dayalı olarak en son net 1.350,00 TL aylık ücret karşılığı davalı asıl işveren’in dava dışı alt işverenlerinin yanında çalıştığı SGK kayıtları ve emsal ücret araştırması ile ile sabit olduğu, gerekçesiyle kıdem tazminatı , ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti taleplerinin kabulüne, sair taleplerin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı … Şirketi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, hesaplamalara esas hizmet süresi ve 13/01/2018 tarihli ibraname bakımından;
Dava dilekçesinde davacının, 18/08/1997 tarihinden itibaren aralıksız davalı nezdinde çalıştığı ileri sürülmüştür.
Hükme esas bilirkişi raporunda, 13/01/2008 tarihli ibranamede kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ödemelerinden bahsedildiği için 12/1/2008 tarihinde iş aktinin sona erdiği, bu ibranamenin kapsadığı 16/11/2005-12/01/2008 tarihleri arasındaki çalışma karşılığı kıdem tazminatının bu ibraname ile ödendiğinin belirtildiği , bu nedenle bu döneme ait kıdem tazminatı kalmadığı gerekçesi ile 15/01/2008 ve sonrası dönem için kıdem tazminatı hesaplamıştır.
Bu ibraname sadece 16/11/2005-12/01/2008 tarih aralığındaki çalışmayı kapsamaktadır. Davacının eldeki hükme esas, davalının sorumlu tutulduğu hizmet dönemi ise ibranamenin kapsadığı en son tarihten çok kısa süre sonra 15/01/2008 tarihinde başlamaktadır.
Dolayısı ile bu ibranamedeki kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ödemeleri de 2005-2008 yılları arasındaki çalışmaya ilişkindir. Oysa, davacının iddiası gibi hizmet döküm cetvelinde ve SGK kayıtlarında davacının 18/08/1997 tarihinden itibaren Çimsa işyerinde farklı şirketlerde çalışması görünmektedir.
Dolayısı ile mezkur ibranamedeki ödemelerin davacıya gerçekten yapıldığının ortaya çıkması halinde dahi öncesi çalışmaların tasfiyesi değil, mahsubu gereken kısmi ödemeler olduğunun kabulü gerekir. Ancak, aşağıdaki feshe dair hususlar da dikkate alınmalıdır.
Diğer yandan, dosya kapsamında, H.H. adlı bir kişiye davacının da içinde bulunduğu bir kısım işçilerin alacakları için bir çek verilerek H.H.nin bu çeki vadesinde tahsil edip dağıtacağına dair el yazısı ile düzenlenmiş bir tutanak mevcuttur. Yani, ibraname konusu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin davacıya ödenip ödenmediği de sabit değildir.
Mahkeme tarafından HMK 31. madde uyarınca Hakim’in davayı aydınlatma görevi kapsamında davacı asıl duruşmaya bizzat celbedilerek bu ibraname kendisine gösterilip okunmalı, bu ibraname hakkında diyecekleri ve bu ibranameye konu kıdem, ihbar, yıllık izin ücreti ödemelerini alıp almadığı davacı asıldan bizzat sorulmalıdır.
Davacının bu ibraname kapsamındaki alacakların kendisine ödenmediği iddiası olur ise varsa davalının ödendiğine dair belgeleri celbedilmelidir.
Bu ibranameye konu alacakların hangisinin ödendiği tespit edilir ise ödenen işçilik alacağı kalemi, aynı kalemdeki toplam işçilik alacağından mahsup edilmelidir. Örneğin, ibranameye konu kıdem tazminatı ödenmiş ise kıdem tazminatı alacağından, ibranameye konu ihbar tamzinatı ödenmiş ise ihbar tazminatı alacağından, ibranameye konu yıllık izin ücreti ödenmiş ise toplam yıllık izin ücreti alacağından mahsup edilmelidir.
İbranameye konu ödemelerin sadece 2005-2008 yılları arası çalışmaya ilişkin olması karşısında 2008 öncesi hizmet sürelerinin tasfiye edildiği kabul edilemeyeceğinden, yani ibranamede 2008 yılına kadar olan çalışmaları bakımından kısmi bir ödeme söz konusu olduğundan, davacının 18/08/1997 tarihinden itibaren davalı nezdinde geçen tüm çalışmaları tespit edilmelidir. Buna göre, davacının hizmet dökümünde çalıştığı görünen işyerlerinin davalı ile ilgisinin tespiti amacıyla varsa hizmet alım sözleşmeleri, ihale evraklı, kira taşeronluk vb. sözleşmeler getirtilmeli söz konusu şirketlerin faaliyet adresleri tespit etmeli ticaret sicili müdürlüğünden şirketlerin ticaret sicili kayıtları temin dilerek sonucuna göre dava konusu alacaklardan davalının sorumluluğuna gidilmelidir.
Davalının sorumlu olduğu hizmet süresi tespit edildikten sonra, işçilik alacakları bu hizmet süresine göre hesaplanmalı, yukarda bahsedilen ibraname kapsamında varsa ödenmiş işçilik alacağı ait olduğu işçilik alacağı kaleminden mahsup edilerek sonuca gidilmelidir.
Davacının, yukarda bahsedilen ibranamenin kapsadığı dönem 16/11/2005-12/01/2008 tarih aralığıdır.
Davacının 16/11/2005 tarihinden önceki davalının sorumlu olduğu hizmetleri, kıdem tazminatı ödemesini gerektirmeyecek şekilde sona erdiklerinin davalı tarafından ispatlanamamış olması halinde kıdem tazminatı hesabına esas hizmet süresine dahil edilecektir.
O halde, 16/11/2005 tarihinden önceki tüm hizmet süresinin hizmet süresine dahil edilememesi hali, ancak, 16/11/2005 tarihinin hemen öncesindeki hizmet süresinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı tarafından ispatlanmış olmasına bağlıdır. 16/11/2005 tarihinin hemen öncesindeki hizmet süresinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı tarafından ispatlanmış olması halinde, 16/11/2005-12/01/2008 tarih aralığı için kıdem tazminatının ödendiği ispatlandığı için ibranamenin kapsadığı dönemin de kıdem tazminatı bakımından tasfiye edildiği kabul edilebilir ve böyle bir durumda kıdem tazminatı bakımından şimdiki gibi karar verilmelidir. İhbar tazminatı bakımından ise ibraname ile ödendiği ispatlanan ihbar tazminatı var ise bu durumda eldeki hükümde mahsup edilmemelidir, gözetilmemelidir. Yıllık izin ücreti bakımından ise davacının 18/08/1997 tarihinden itibaren davalının sorumlu olduğu ispatlanan tüm hizmet süresi esas alınmalıdır. İbraname ile bir kısım yıllık izin ücretinin ödendiği ispatlanır ise yıllı izin ücretinden mahsup edilmelidir.
16/11/2005 tarihinin hemen öncesindeki hizmet süresinin kıdem tazminatı gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin davalı tarafından ispatlanamamış olması halinde ise ibranamedeki ödemeler ispatlansa bile kıdem tazminatı kısmen ödenmiş olacağı için hizmet süresinin tasfiyesi değil, mahsubu gereken ödeme söz konusudur ve önceki hizmet süresi de birleştirilir.
Ayrıca, 16/11/2005 tarihi öncesi ileri sürülen çalışma bakımından; hizmet döküm cetvelinde giriş çıkışlar arasında davacının çalışması görünmeyen bazı boşluk dönemler mevcuttur. Söz konusu boşluk dönemleri içinde Mahkeme tarafından HMK 31. madde uyarınca Hakim’in davayı aydınlatma görevi kapsamında taraflardan gerekirse tanıklardan çalışma olup olmadığı sorulmalı, dönemler bakımından da çalışmaya ilşkin olarak tarafların var ise bildirdikleri belgeler ilgili yerlerden celbedilmeli, eksik prim ödemesi söz konusu ise SGK’ndan belgeler celbedilerek gerekirse tanık beyanlarına başvurularak hizmet süresi belirlenmelidir.
Tüm deliller ve dosya kapsamı değerlendirilerek davacının hizmet süresi davalı şirketin sorumluluğu ve ibraname bakımından sonuca gidilmelidir.
3-Fazla mesai ücreti ile hafta tatili ücretinin sübutu bakımından;
Süresinde ileri sürülen zamanaşımı savunması nedeni ile 06/05/2010 öncesi alacakların dava zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarından S.U. 2005-2007 yılları arasında davalıda çalıştığını belirtmiştir. Diğer iki davacı tanığı olan M.T. ve O.C.nin davalı ile davaları olduğu davalı vekili tarafından yargılama sırasında dosya numaraları, Mahkeme ad ve numaraları verilerek ileri sürülmüştür.
Bu nedenle hafta tatili ücreti bakımından; davacı tanığı olan …. ve ….nin davalı ile husumeti olup olmadıkları sorulmalı, varsa ilgili dosyalar getirilmeli sonucuna göre hafta tatili ve fazla çalışma alacağı değerlendirilmelidir.
Diğer yandan, davalı vekili temyiz dilekçesinde günlük mesainin 08:00-18:30 saatleri arası olduğunu zira tesisin bir açılış-kapanış saati olduğunu belirttiğinden davalı vekilinin söz konusu açıklamaları da fazla çalışma alacağının hesabında göz ardı edilmemelidir.
4-Yıllık izin ücreti bakımından;
Eldeki hükümde 6 yıl için yıllık izin ücreti hesaplanmıştır.
Mahkeme tarafından HMK 31. madde uyarınca Hakim’in davayı aydınlatma görevi kapsamında davacı asıl duruşmaya bizzat celbedilerek yıllık izin kullanıp kullanmadığı kullanmış ise ne kadar kullandığı açıklattırılmalı, sonucuna göre yıllık izin ücreti alacağı hesaplanmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/10/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.