Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/22395 E. 2012/3953 K. 20.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/22395
KARAR NO : 2012/3953
KARAR TARİHİ : 20.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 25.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; davacının ½ pay sahibi olduğu dairenin ½ payının da davalıların murisine ait olduğu, murisin 2004 yılında ölünceye kadar taşınmazı kullandığı, ölümünden sonra ise mirasçılarının taşınmazı boşaltmadıkları ve evin kapalı kaldığı ileri sürülerek, 13.04.2004 tarihi ile 15.06.2007 tarihi arası için 25.000 TL ecrimisilin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.Mahkemece, ecrimisilin kötüniyetli şagilden istenebileceği, davalıların ise yurtdışında yaşadıkları, evde oturmadıkları, kiraya da vermedikleri, buna göre haksız işgalin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 693.maddesine göre, paydaşlardan her biri diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir. Açıktır ki, sözkonusu yararlanma, ancak diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Bir paydaşın müşterek taşınmaz malın tümünü elinde bulundurması ve diğer paydaşın da yararlanma istemini bildirmesi halinde taşınmazdan yararlanmayan paydaşın ecrimisil isteminde bulunabileceği açıktır. Bu durumda, davalı paydaşın (ya da paydaşların) ecrimisilden sorumlu tutulabilmeleri için taşınmazı bizzat kullanmaları ya da kiraya vererek başkalarına kullandırtmaları şart olmayıp, kendi tasarruflarında tutarak davacı paydaşın kullanımına engel olmaları yeterlidir.Somut olayda; taşınmazın davalıların murisinin ölümünden satıldığı tarihe kadar içindeki murise ait eşyalarla birlikte kapalı tutulduğu tanık beyanı ve dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda dairenin davalıların tasarrufunda bulunduğu, davacı hissedarın taşınmazdan yararlanamadığı, davacının 20.10.2004 tarihinde açtığı ortaklığın giderilmesi davasının aynı zamanda taşınmazdan yararlanma isteğinin karşı tarafa bildirimi niteliğinde olduğu gözetilerek, delillerin buna göre değerlendirilmesi ve davalıların ortaklığın giderilmesi davasının açıldığı tarihten sonraki dönem için ecrimisilden sorumlu tutulması gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın tümden reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.