YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/27171
KARAR NO : 2020/12056
KARAR TARİHİ : 15.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, davacı işçinin davalı işyerinde 01.12.2003 tarihinde satış temsilcisi olarak çalışmaya başladığını, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatmaması gibi aleyhine olan işveren uygulamalarına itiraz etmesi nedeniyle iş akdinin işveren tarafından 30.09.2014 tarihinde bir daha işe gelmemesi söylenerek sözlü olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davacının işyerinde kullanımında olan e-posta adresinden, 30.08.2014 tarihinde şirket yetkililerine ileti göndererek farklı bir sektörde ve kurumsal bir yerde çalışma isteğinden ötürü 30.09.2014 tarihinde işyerinden ayrılacağını bildirerek 1 ay öncesinden ihbarda bulunduğunu, buna göre işyerinden kendisinin ayrılması nedeniyle kıdem ve ihbar alacağına hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının alacak iddialarının haksız bulunduğunu beyanla davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Tanık beyanlarına birlikte çalışma süreleriyle sınırlı olarak değer verilebilir.
Hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil çalışmaları da aynı ilkelere tabidir.
Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücret alacakları davalının davaya karşı zamanaşımı def’i gözetilerek, 10.11.2009-30.09.2014 tarihleri arası dönem için davacı tanık beyanları esas alınarak hesaplanmıştır. Ne var ki, davacı tanıklarının hangi tarihler arasında davalı işyerinde davacı ile birlikte çalıştıkları Mahkemece tespit edilmiş değildir. Oysa, tanıklar ancak kendi çalışma dönemlerindeki çalışma şekli ile ilgili bilgi sahibi olabilirler ve tanıklıklarına ancak kendi çalışma dönemleri ile sınırlı olarak itibar edilebilir. Bu durumda; tanıkların davalı işyerinde çalışma sürelerini gösteren Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları temin edilmeli, davacı ile birlikte çalıştıkları sürelerle bağlı kalınarak talep konusu alacaklar konusunda bir değerlendirme yapılmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Taraflar arasında ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edilip edilmediği ve dolayısıyla savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı uyuşmazlık konusudur.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmeleri ile olanaklıdır. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın usulüne uygun olarak yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Somut olayda, davacının 20.05.2016 tarihli ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğe çıkartılmaksızın 09.06.2016 tarihli duruşmada dosyanın karara bağlandığı anlaşılmaktadır. Islah dilekçesinin davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek sonuca gidilmesi gerekirken savunma hakkının kısıtlanmasına sebebiyet verecek şekilde yargılama yapılıp karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 15/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.