YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20586
KARAR NO : 2012/3846
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 24.000 TL ecrimisilin, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacıların 1594 ada, 11 parsel sayılı taşınmazda toplam 239/358 hissesi bulunduğu, davalının ise 119/358 hissesi bulunduğunu, ancak davalının taşınmaza iki ayrı bina yaparak tamamından istifade ettiğini, davacıların kullanımını engellediğini belirterek, 29.04.2008 tarihinden geriye 5 yıllık 24.000 TL ecrimisilin kademeli faiziyle tahsilini talep etmiştir.Davalı cevabında, hisseden fazla kullanılan 5-6 m2 lik yer bulunduğunu, davacıların hissesi kadar boş ve davacıların kullanımına açık alan olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davalının 358 m2’lik taşınmazda 216 m2’lik yer kullandığı, 142 m2’lik boş alan olduğu, 97 m2’lik kısmın davalı tarafından fazladan kullanıldığı, 216 m2 için 5.330 TL ecrimisil hesaplandığını, ancak davalı tarafın fazladan kullandığı 97 m2 için 2.394 TL ecrimisilden sorumlu olduğu, hesaplama yapılırken davalının payının düşülmediği belirtilmek suretiyle, aslında 2.394 TL ecrimisilden sorumlu olduğu, 5.330 TL’ye hükmedildiği açıklanmak suretiyle hüküm kurulmuştur.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, somut olayda taraflar taşınmazın hissedarları olup, davalının 216 m2 yer kullandığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davacıların toplam payı 239/358, davalının payı ise 119/358’dir. Bu durum karşısında mahkemece, davalının kullandığı 216 m2’lik taşınmazda, davacıların payına düşen ecrimisil miktarı belirlenerek, bu bedele hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmüştür.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.