Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/3259 E. 2020/4331 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3259
KARAR NO : 2020/4331
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 07.06.2018
tarih ve 2013/1721 E. – 2018/381 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankaya ait kredi kartını kullandığını ve borcunu kapatmak için davalı bankaya başvurduğunu, üzerinde mutabakata varılacak kat’i borç bakiyesine ilişkin görüşmelerden sonuç alınamadığını, ödeme planında gösterilen 5.272,56 TL anapara ve 1.368,30 TL faiz hesabına itiraz ettiğini, bu hesaplamanın yanlış ve yasaya aykırı olduğunu, ödeme planı içerisinde gösterilen masrafın alınmaması gerektiğini ileri sürerek davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 5464 sayılı Yasa gereğince davacının talebi üzerine taraflar arasında protokol düzenlendiğini ve davacı tarafından imzalanmış olduğunu, ödeme planının kanuna uygun olarak hazırlanmış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2012/25126 E. 2013/8177 K. sayılı ve 02.04.2013 tarihli ilamı ile “1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- … Davacı, dava tarihinden önce ve sonra davalı bankaya olan borcuna istinaden bilirkişi raporunda belirtilen 6.225 TL ödemeden daha fazla ödeme yaptığını ve buna ilişkin delillerin de dosya içerisinde bulunduğunu belirtmiş ve bu hususu temyiz dilekçesinde de yinelemiş olmasına göre, davacının itirazlarını karşılayacak, rapordaki çelişkiyi giderecek ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde yeniden bilirkişi raporu alınması ve neticesine göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, 5464 sayılı Yasa’nın geçici 4. maddesine göre %18 faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama ile davacının davalıya 5272,56 TL asıl alacak, 1388,44 TL faiz, 69,40 TL BSMV, 805,43 TL vekalet ve diğer masraflar tutarı olmak üzer toplam 7535,85 TL borçlu olduğu ancak alacaklı banka tarafından toplam masraflar dahil 7468,49 TL talep edildiği dolayısı ile davalı tarafından davacıdan yasa ve mevzuata aykırı olarak fazladan bir ödeme talep edilmediği, her ne kadar davacı taraf davalının yapılan protokolde yazan vekalet ücreti ve masrafı talep edemeyeceğini beyan etmiş olsa da icra dosyasındaki karara dayanak teşkil eden taahhütnamede bu konuda da anlaşıldığı, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği gibi davacının davalıya 7468,49 TL borçlu olduğu ve bu bedelin tamamının ödendiği gerekçesiyle davanın reddine, davacının davalıya 7468,49 TL borçlu olduğunun ve bu bedelin davalı tarafa ödendiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacının borçlu olmadığını iddia ettiği protokolde, 5464 sayılı Yasa’ya dayanarak yapılan ödeme planındaki borç miktarının alınan bilirkişi raporuna göre yerinde olduğu dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi doğru olmakla birlikte aynı zamanda hükümde “davacının davalıya 7468,49 TL borçlu olduğunun ve bu bedelin davalı tarafa ödendiğinin tespitine, ” yazılması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendindeki “davacının davalıya 7468,49 TL borçlu olduğunun ve bu bedelin davalı tarafa ödendiğinin tespitine,” sözlerinin çıkarılarak hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 21.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.