YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11491
KARAR NO : 2013/2769
KARAR TARİHİ : 18.02.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacının, 21.9.2007 tarihli iş kazası sonucu % 6,3 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 20, davalı işverenin % 80 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Maddi tazminat davalarının yasal dayanaklarından birini oluşturan Borçlar Kanunu’nun 43.maddesi tazminatın belirlenmesinde hakime kimi görevler yanında geniş bir takdir hakkı tanımıştır. Böylece gerçekci ve adil bir sonuca ulaşmak amaçlanmıştır. Uygulamada kabul edildiği üzere maddi tazminat hesapları, bilinen bir takım doneler yanında varsayımlara da yer vererek bir sonuca ulaşır. İnsan yaşamının kutsallığı beden ile ruh sağlığının korunması ve bu alanda uğranılan zararların hiç bir şekilde para ile karşılanmasının mümkün olmadığı düşünülebilirse de hukuk sisteminin başka bir giderim yöntemi öngörmemiş olması karşısında zorunlu bu tür hesaplama yolu ile zarara uğrayanın tatmini sağlanmaya çalışılmaktadır.
Bu tür davalarda, sonuca ulaşırken hesaplamaya ilişkin maddi unsurları, tarafların kusur durumlarına, sorumluluğa ilişkin temel hukuk ilke ve esasları yanında, tarafların sosyal ve ekonomik koşullarını hep birden değerlendirmek zorundadır. Maddi tazminatın zenginleştirme aracı olmadığı ve özendirici nitelik göstermemesi gereği gözardı edilmemeli ve bu arada sözü edilen tazminatın bir tarafın zararını karşılarken, diğer tarafında ekonomik ve ticari hayatını etkilemeyecek oranda olması dikkate alınmalıdır.
Mahkemece, bu olgular gözönünde tutulmaksızın belirlenen maddi zarar miktarından Borçlar kanunun 43. maddesi gereğince hakkaniyet indirimi yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 19/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.