YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14690
KARAR NO : 2020/18627
KARAR TARİHİ : 10.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında kurulan hükme yönelik, mağdurun temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mağdurun, 03.11.2015 tarihli duruşmada, sanıktan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK’nin 242/1 ve 260/1. maddeleri uyarınca hükmü temyize hak ve yetkisi bulunmayan mağdurun temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
2) Sanık hakkında kurulan hükme yönelik, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Sanığın yargılama konusu eylemini, babası olan üstsoya karşı, 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f maddesi kapsamında silahtan sayılan “bıçak” ile işlediğinin kabul edilmesi karşısında, eylemini birden fazla nitelikli hal ihlaline (TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e maddeleri) neden olacak şekilde gerçekleştiren sanık hakkında, TCK’nin 86/1. maddesine göre temel ceza belirlenirken, 5237 sayılı TCK’nin 61. maddesinde belirtilen, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve sanığın kastının yoğunluğu gibi cezanın bireyselleştirilmesine yönelik kriterler ile TCK’nin 3. maddesinde yer alan “cezada orantılılık ilkesi” de gözetilerek, hakkaniyete uygun ve sonuca etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
c) Sanık hakkında TCK’nin 86/1 maddesine göre belirlenen “1 yıl 6 ay” hapis cezasının, aynı Kanun’un 86/3-e maddesi uyarınca (½) oranında artırılması sırasında belirlenmesi gereken ceza miktarı “1 yıl 15 ay” hapis cezası iken, hesap hatası neticesinde “2 yıl 3 ay” hapis cezası olarak tespiti suretiyle fazla ceza tayini,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 10/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.