YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16340
KARAR NO : 2012/24738
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davacı …’ın hamile kaldığını takip ve tedavi için davalı hastaneye ve davalı doktorlara başvurduğunu ve tıbbi takiplerine girdiğini hamileliğin titizlikle takip edildiğinin davalılarca beyan edildiği, hamilelik döneminde bebekte hiçbir patalojik durum saptanamadığını, fakat bebeğin kalbinin 3 yerinden delik ve down sendromlu olarak doğduğunu, bu nedenle bebeklerine büyük bir ameliyat yaptırmak zorunda kaldıklarını, davalıların sıradan bir hastanede tespit edilebilecek bu rahatsızlıkları tespit edememekte kusurlu olduklarını ileri sürerek, her bir davacı için 100.000 YTL olmak üzere toplam 200.000.YTL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davacı …’ın gebelik takiplerinin yapılması için kendilerine başvurduğunu, davacıya ikili ve üçlü tarama testi 1.düzey ultrasonografi yapıldığını, davacının risk oranının doğal riskin altında çıktığını amniyosentez işlemi ile ilgili davacıya bilgi verildiğini davacının bu testi yaptırmak istemediğini, fetal anatomik inceleme ve ultrasonoğrafi muayenesi sonucunda herhangi bir anomali tespit edilemediğini, bu tıbbi işlemlere rağmen bebeğin down sendromlu ve kalp anomalili olarak doğduğunu, mesleki bir hata ve kusurlarının olmadığını, meydana geldiği iddia edilen zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağının bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davalıların kusurlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacılar, hamileliğin başından beri tüm maddi fedakarlıklara katlanarak ve davalıların verdikleri bilgilere güvenerek tedavi olduklarını, yapılması gereken tüm tedavileri
yaptırdıklarını amniyosentez testi yaptırmanın kendilerine önerilmediğini üzerilerine düşen her şeyi yapmalarına rağmen sonucun davalıların kusuru neticesinde oluştuğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. İlke olarak; doktor, hastasının zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastasının durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır.Dosyada davacıların bebeğinin down sendromlu ve kalp anomolisi olarak dogmasında davalıların kusuruna ilişkin olarak alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 03.11.2010 tarihli raporunda sonuç olarak” bilimsel risk sınırının altında olan durumlarda da bebekte down sendromunun görülebileceğini, kişiye aminosentez testinin önerilmemesinin bir eksiklik olmadığı, kardiak septanın konjenital malformasyonlarının rahim içinde tespit edilemeyeceği cihetiyle tüm davalıların eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu…” mütalaa edilmiştir. Hükme esasa alınan bu raporu düzenleyen bilirkişi kurulunda çocuk kardiyoloji ve radyoloji uzmanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu olgular karşısında, mevcut raporun olayda davalıların kusurlu olup olmadığının tespitine yeterli olmayıp davacıların iddialarını karşılamaktan uzak olduğu ve hükme esas alınamayacağı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, bebeğin davalı hastanede yapılan hamilelik takibine, tedavisine ve doğumuna ilişkin tüm belgeler, raporlar ve bütün kayıtlar getirtilerek tüm dosya birlikte gönderilip, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, Öğretim Üyelerinden oluşturulacak aralarında “Kadın Hastalıkları ve Doğum” ve “çocuk kardiyoloji” uzmanı ile “Radyoloji” Uzmanının da yer alacağı konusunda uzman, akademik kariyere sahip bilirkişi kurulundan, yapılan hamilelik takibi, tedavisi ve doğumda yapılan işlemler ile hamileye uygulanan testlerin tıp bilimi açısından yeterliliği hususunda, aminosentez testinin yapılmaması ve çocuğun kalp anomalisi ve down sendromlu olarak doğmasında davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığı belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 5.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.