Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/5924 E. 2012/6219 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5924
KARAR NO : 2012/6219
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ile davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

1- Borçlu vekilinin iddia ve savunmasına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile kararın gerekçesine göre davacının temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna 4822 sayılı Yasanın 15. maddesi ile eklenen 10. maddesinde; “tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir” şeklinde tanımlandıktan sonra maddede bu tür sözleşmelerin yapılma koşulları ile borcun muaccel kılınabilmesi ve temerrüt koşulları gibi farklı ve özel şartlara yer verilmiştir. Yasaya eklenen 10/A maddesinde; kredi kartı ve nakit çekim sureti ile kullanılan kredilerde 10. madde hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra, aynı Yasaya 21.02.2007 tarihli 5582 sayılı Yasanın 24. maddesi ile eklenen 10/B maddesinde ise:; “Konut Finansmanı Sözleşmeleri” de bu yasa kapsamında değerlendirilerek, konut finansmanı sözleşmelerinin düzenlenme koşulları, borçlunun temerrütü durumunda finansman sağlayan bankanın yükümlülükleri, borcun muaccel kılınabilmesinin ve muacceliyet uyarısının koşulları gibi hususlar özel olarak ve ayrıca düzenlenmiştir. Açıklandığı üzere Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, kredi kartı ve “Konut Finansmanı Kredisi” gibi tüketici kredisi kullanan borçluları, diğer kredi borçlularından ayrı tutmak, tüketicinin koşullarını iyileştirmek ve kolaylaştırmak amacıyla geliştirilmiş özel bir yasa olup, bu kanun kapsamında verilen krediler nedeniyle borçluların temerrüde düşüp düşmedikleri, borcun muaccel olup olmadığı, muaccel olan borç miktarının ve faizinin, yapılan özel sözleşmelerin Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun koşullarında değerlendirilmesi gerekir.Tüketici Yasasına göre daha genel bir yasa olan İİK.nun 149. maddesi, bu özel yasanın kapsamında kalmayan krediler için uygulanabilir olup, yasa koyucunun anılan kredilere açıkça Tüketici Yasasında yer vermiş olması da, maksadının bu Yönde olduğunu ortaya koymaktadır.
Aksinin kabulü halinde tüketici kredilerinde de İİK.nun 149. maddesi koşullarında ilamlı takip yapılacak, özel yasada düzenlenen muacceliyet ve temerrüt koşulları tartışılmadan alacağın tahsili, gayrimenkulün satışı gerçekleşecek, tüketici lehine getirilen yasa maddelerine rağmen diğer kredi borçluları ile aynı koşullarda icra takibine muhatap kılınarak mağdur edilecektir. Bu durumda alacağın tüketici kredisinden kaynaklanması halinde, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği, alacağın muaccel olup olmadığı, ne miktarının tahsil edilebilir olduğu, faiz miktar ve oranlarının tespiti, tüketici yasası koşullarında yargılama yapılmasını gerektirmektedir. Bu nedenlerle İİK.nun 149. maddesinin tüketici kredilerinde uygulanma olanağı yoktur.
Somut olayda alacaklı banka tarafından konut (tüketici) kredisi sözleşmesi nedeniyle düzenlenen gayrimenkul ipoteğinin paraya çevrilmesi amacıyla, İİK.nun 149. maddesi gereğince ilamlı icra takibi başlatılmış ve örnek 6 numaralı icra emri borçluya tebliğ edilmiştir. Borçlu icra mahkemesinde, hesap katı ihtarı tebliğ edilerek borcun muaccel kılınmadığını, bu nedenle ödeme emri yerine icra emri düzenlenmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, icra emri ve takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun gereğince alacağın varlığının ve miktarının yapılacak yargılama ile belirleneceğinden bahisle takibin iptaline karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı ve mahkeme gerekçesinde yer verildiği üzere alacağın varlığı ve miktarı 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yargılama yapılmasını zorunlu kıldığından mahkemece başlatılan takipte icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz ise de, anılan bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından kararın düzeltilerek onanması cihetine gidilmiştir .
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile İstanbul 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.03.2012 tarih ve 2012/319 Esas 291 sayılı Kararının hüküm bölümündeki “TAKİBİN İPTALİNE” sözcüklerinin silinmesine, yerine “İCRA EMRİNİN İPTALİNE” sözcüklerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, HUMK 388/4. (HMK 297/4) maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL onama harcı temyiz eden davalıdan alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 26.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.