Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7264 E. 2020/12144 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7264
KARAR NO : 2020/12144
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamayı inkar ederek, yargılama aşamasında yakalama yoluyla alınan beyanında çocukları ile görüşemediğini, suç tarihinde…’da… beton isimli yerde çalıştığını, temyiz dilekçesinde de…’da olimpiyat stadı yanında bulunan… inşaatta çalıştığını, bu halde suç tarihinde … ilinde bulunmadığını ifade ettiği, olayın görgü tanığının da bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın varsa suç tarihinde kullanmış olduğu cep telefonu numarası tespit edildikten sonra cep telefonlarına ait HTS baz istasyonu kayıtları ve iletişim kayıtları getirtilip, gerekirse kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, olay tarihinde sanığın olay mahallinde bulunup bulunmadığının tespit edilerek, diğer delillerle birlikte sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama

usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No:126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabul ve uygulamaya göre;
3) Sanığın adli sicil kaydında bulunan, tekerrüre esas en ağır cezayı içeren ve tekerrüre esas alınan … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2014 tarihinde kesinleşen, 26.11.2014 tarih, 2014/472 Esas – 2014/247 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 106/1-1. cümlesi gereğince tehdit suçundan 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ancak; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan suçun da uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, uzlaştırma sağlandı ise adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas olabilecek mahkumiyet hükmünün bulunup bulunmamasına göre 5237 sayılı TCK’nin 58/3. maddesi uyarınca zorunlu olarak 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesindeki seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmolunması gerekip gerekmediğinin ve 5237 sayılı TCK’nin 50, 51, 58. maddeleri ile 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4)Olay tarihi itibariyle 11 yaşında olan mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu halde; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-b maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
5)26.10.2015 tarihli celsede 18 yaşından küçük olan mağdurun, 5271 sayılı CMK’nin 236/3. maddesi gereğince uzman kişi bulundurulmadan beyanının alınması,
6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 29.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.