YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7729
KARAR NO : 2020/12257
KARAR TARİHİ : 30.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu, zira 5271 sayılı CMK’nin 251/3. maddesinde yer alan basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile TCK’nin 7. ve CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2)Müşteki …’ın 31.03.2016 tarihli duruşmada alınan ifadesinde sanıktan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmesine rağmen katılma hususunda karar verilmeyerek CMK 237. maddesine aykırı davranılması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3)Her ne kadar sanık hakkında eşine karşı silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçu sebebiyle 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a-e maddeleri gereği mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de; dosya içeriğinde bulunan nüfus kayıt tablosuna göre müşteki ile sanığın suçun işlendiği 26.09.2011 tarihinden önce 22.02.2011 tarihinde boşanmış oldukları anlaşılmakla, sanık hakkında uygulanma yeri bulunmayan TCK’nin 86/3-a maddesi gereği arttırım yapılarak fazla ceza tayini,
4)Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas olduğu kabul edilen Gaziosmanpaşa 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.11.2008 tarihli 2008/657 Esas – 2008/1166 Karar sayılı ilamı ile hükmolunan “1500 TL” adli para cezasının karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydına konu tekerrüre esas olabilecek başka ilamının da bulunmadığı gözetilmeksizin mükerrir kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmesi,
5)Sanık hakkında hüküm kurulurken kastının yoğunluğu, meydana gelen zarar ve tehlikenin ulaştığı boyut da dikkate alınarak, TCK’nin 86/2. maddesi uyarınca temel cezanın alt ve üst sınır arasında makul bir oranda belirlenmesi yerine, işlenen fiilin ağırlığıyla orantısız olacak şekilde yeterli gerekçe de gösterilmeden en üst hadden hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
6)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 30.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.