YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15031
KARAR NO : 2013/17367
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının haksahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle Kurumun uğradığı zararın 506 sayılı Kanunun 9.,10. ve 26. maddeleri gereğince tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan Çay İşletmeler Genel Müdürlüğü vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9, 10. ve 26. maddeleridir.
Davaya konu somut olayda; olay, 23.08.2001 günü saat 03.30 sıralarında sigortalı ve diğer çalışanlar tarafından çayların yüklendiği, davalılardan Gökhan’ın sevk ve idaresindeki kamyon ile birlikte İyidere Çay Fabrikası sahasına seyir halinde iken, kamyon kasasında bulunan sigortalı ve iki çalışan, virajı alamayan kamyonun devrilmesi nedeniyle meydana gelen iş kazasında vefat etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu alınmayarak, hak sahiplerinin tazminat dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen; davalılardan ….’a %75, sigortalı ve diğer hayatını kaybeden çalışanlara %25 kusur izafe edilen kusur raporu esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-) Öncelikle, işveren kusurunun olup olmadığı konusunda maddi ve hukuki olgular nazara alınarak trafik konusunda ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Mevzuatının öngördüğü konularda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile kusur incelemesi yaptırılmalı, kusur oran ve aidiyeti belirlenmelidir.
2-) Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 9. maddesi – (Değişik : 25.08.1999 – 4447 / 12 md. Y.T. 08.09.1999) ”İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır. (Ek : 14.07.1999 – 4410 / 1 md.) Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için işe giriş bildirgeleri ise, Kuruma en geç üç ay içinde gönderilir. ” düzenlemesini öngörmektedir.
Anılan yasanın 10. maddesine göre ise, 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, davalı işverenin 506 sayılı Kanunun 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Kanunun 2. maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.
506 sayılı Yasanın 10. maddesinde, “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde Kuruma bildirilmemesi halinde bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde ilgililerin sigorta yardımları Kurumca sağlanır… Ancak, yukarıdaki fıkralarda belirtilen sigorta olayları için Kurumca yapılan ve ilerde yapılması gerekli bulunan her türlü masrafların tutarı ile, gelir bağlanırsa bu gelirlerin 22’nci maddede sözü geçen tarifeye göre hesabedilecek sermaye değerleri tutarı, 26’ncı maddede yazılı sorumluluk halleri aranmaksızın, işverene ayrıca ödettirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
506 sayılı Kanunun 10. maddesine göre sorumluluk; kusursuzluk ilkesine dayanır. İş kazasında işverenin hiç kusuru olmasa bile, şayet sigortalının işe girişi süresinde Kuruma bildirilmemişse, Kurumca yapılan sosyal sigorta yardımlarından 10.maddeye göre sorumlu tutulması gerekir.
İşverenin, 506 sayılı Yasanın 10. maddesine dayalı tazmin sorumluluğunun sınırlarının belirlenmesinde; kendisinin kusurlu olup olmaması etkili bulunmakta, işverenin kusursuz bulunduğu durumlarda, ilk peşin sermaye değerli gelir miktarı olarak ortaya çıkan tazminat tavanından, Borçlar Kanunu’nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca, % 50’den aşağı olmamak üzere indirim yapılarak, işverenin sorumlu olduğu tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir.
İşverenin, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi yanında 10. maddesi uyarınca da sorumlu tutulması gerektiğinin tespiti halinde ise, işverenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek, hesaplanacak maddi tazminat miktarından, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddeleri uyarınca sigortalının kusurunun %50’sinden az olmamak üzere hakkaniyet indirimi yapılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında, 506 sayılı Yasanın 9. ve 10. maddesi kapsamında, davalı işverenin sorumluluğu irdelenmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-) Ayrıca; dava dilekçesi ekinde yer alan hak sahiplerine bağlanan peşin sermaye değerli gelirlere ilişkin hesap tablolarındaki ilk peşin sermaye değerli gelirler ve sosyal yardım zamlarına ilişkin tutarlar ile yargılama aşamasında Kurumdan celbedilen hak sahiplerine bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirler ve sosyal yardım zamlarına ilişkin tutarlar arasında çelişki giderilmeden, hüküm kurulması isabetsizdir.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, anılan gereklilikler yerine getirilmeksizin, karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekillerinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne iadesine, 24.09.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.