YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17752
KARAR NO : 2012/3892
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde tapu iptali ve tescil, karşı davada ise 200.000.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü, karşı davanın 75.180 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; davacının malik olduğu 4563 parsel sayılı taşınmaz akaryakıt istasyonu olarak Encümen kararı uyarınca, ihale ile davalıya satılmış ise de, İdare mahkemesinin Encümen kararını iptal ettiğini, satışın geçersiz kaldığını, bu nedenle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, davalı davanın kabulünü, ancak açtığı karşı dava ile 50.076.000.000 lira olarak ödediği satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre reel değeri olan 200.000.000.000 liranın faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulü ile dava konusu taşınmazın dava tarihindeki reel değeri olan 198.220,00YTL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı ( karşı davalı ) vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 29.3.2007 tarih ve 2007/3919-2007/4545 sayılı kararı ile “…davacının, davalıya ödemiş olduğu 50.076.000.000 lira satış bedelinin, idare mahkemesi kararının kesinleştiği tarihte ulaştığı alım gücünün (değerinin) ne olabileceği denkleştirici adalet kuralına göre, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor da alınarak belirlenmek ve bu yolla belirlenecek miktara hükmedilmek “ üzere bozulmuştur.Mahkemece, bozmaya uyularak bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi raporunda ödenen bedelin iptal kararının kesinleştiği tarihteki ulaştığı değer 75.180,00 TL olarak belirlenmekle karşı davacı vekili talebini ıslah ederek faizin karşı dava tarihi yerine bu tarihten başlatılması talebinde bulunmakla, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca belirlenen bedelin idare mahkemesi kararının kesinleşme tarihi olan 5.3.2001 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin ve karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, kısmi davada 29.03.2003 tarihinden itibaren faiz istenildiği halde, ıslahen faizin 05.03.2001 tarihinden başlatılması istenilmiş, mahkemece de bu istek kabul edilmiştir. O halde, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre karara bağlanır ve ıslah ancak dava konusu hakkında mümkün olur. Bu durumda dava konusu olmayan dava tarihinden öncesi için faiz talebinin ıslah yoluyla ileri sürülmesi mümkün değildir.Bunun yanın muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceği (BK.md.101) de düşünüldüğünde faizin dava tarihi yerine idare mahkemesi kararının kesinleşme tarihinden başlatılması yasaya uygun değildir.Ayrıca, yargılama giderlerinin tarafların davadaki haklılık durumuna göre paylaştırılacağı (HUMK.md.417) gözetilmeden, karşı davacı tarafından yatırılan 2.700,00 TL harcın haklı olduğu oranda karşı taraftan tahsiline karar verilmemiş olması da yasal düzenlemeye göre doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.