YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2528
KARAR NO : 2020/4088
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.07.2017 tarih ve 2016/489 E- 2017/658 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 06.11.2018 tarih ve 2018/171 E-2018/1699 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı ile dava dışı borçlu Burtaş Gıda ve İh. Mad. San. Tic. A.Ş’nin imzalamış olduğu genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri uyarınca kredi kullandırılıp ayrıca ticari kredi kartı verildiğini, davalının akdedilen sözleşmelerde müşterek müteselsil kefil olduğunu, gönderilen ihtara rağmen ödenmeyen alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalının tüm borca kefil olmadığını, kısmi kefillik için alınan imzasının kötü niyetli olarak tüm şirket borçlarına kefil gibi kullanıldığını, sözleşme ile belirlenen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,davacı banka ile dava dışı Burtaş Gıda ve ihtiyaç Maddeleri San. ve Tic. A.Ş. arasında düzenlenen kredi sözleşmelerini davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davacı bankanın özel bir sözleşmeye dayanarak kullandırdığı ticari kredi kartı borcundan dolayı davalının dayanak sözleşmede herhangi bir şahsi sorumluluk imzasının bulunmadığından sorumlu tutulamayacağı, davalının sorumlu olduğu miktarın 176.333,89 TL olduğu, davalı tarafından söz konusu borcun HMK 200. maddesi gereğince kesin delillerle ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı banka ile asıl borçlu şirket arasında ayrı bir ticari kredi kartı sözleşmesi bulunduğu, davalının kefil sıfatı ile bu sözleşmede imzasının bulunmadığı, gerek genel kredi sözleşmeleri gerekse ticari kredi kartı sözleşmesi içeriğinde; davalının sorumluluğuna atıf yapılmadığı gibi ticari kredi kart sözleşmesinin genel kredi sözleşmesi eki olduğuna dair bir açıklamaya da yer verilmediği, davacı vekilinin davacı bankanın çek iştirası kredilerinden dolayı alacaklı olduğunu ileri sürmesine karşın asıl borçludan teslim aldığı çeklere ilişkin tahsilat yapıp yapmadığı ve asıl borçluya ne tutarda ödeme yaptığına ilişkin olarak dosya içerisine herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı ayrıca kat tarihi itibariyle çek iştiralarından doğan alacaklarının henüz muaccel hale gelmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle maddi hukuka ve muhakeme hukukuna uygun bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nin 2018/171 esas ve 2018/1699 karar sayılı 06.11.2018 tarihli kararın ONANMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.