YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16401
KARAR NO : 2020/11501
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili davacının 10/09/2008-23/07/2014 tarihleri arasında davalı işyerinde yüzey işlem operatörü olarak çalıştığını, davacının iş akdinin iş arkadaşları ve amirlerine karşı saygısız davranışlarından bahisle “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışlar gerekçesi” ile feshedildiğini, gerçekte ise davacının bir başka arkadaşı ile sendika üyeliği hakkında konuştuğunu, işyeri yetkililerinin davacıyı çağırıp işyerinde sendika istemediklerini aksi takdirde işten çıkartılacağını söyleyip fesihte belirtilen konularla ilgili savunmasını yazmasının istendiğini, mesai saati bitiminde de iş akdinin tek taraflı ve haksız şekilde feshedildiğini, son ücretinin aylık net 1.250,00 TL olup yemek, servis, yılda bir kez erzak yardımı sosyal hakları ile ayrıca performansa dayalı prim ödemesinden yararlandığını, tüm ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmanın devam ettiğini, özellikle yaz aylarında fazla çalışma yapıldığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaşımı itirazları olduğunu, davacının 10/09/2008-23/07/2014 tarihleri arasında çalıştığını, işyerinde yemek, servis ve yılda bir kez erzak yardımı yapıldığını ancak sadece 2012-2013 yıllarında çalışanlara kar primi dağıtıldığını bunun işyeri uygulaması olmadığını, davacının diğer çalışanlara ve amirlerine karşı yaptığı hareketler ve davranışlar nedeniyle şikayetler geldiğini, bunun üzerine davacının 23/07/2014 tarihinde savunmasının alındığını, olumsuz davranışları nedeniyle işyerinin düzenini ve çalışma huzurunu bozması nedeniyle İş Kanunu’nun 25/II-b-d maddeleri gereğince bildirimsiz olarak iş akdinin feshedildiğini, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarına hak kazanamadığını, davacının yapmış olduğu fazla mesailerin ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışmalarının ise bordrolarda gösterilerek banka kanalı ile ödenmiş olduğunu, davacının işverende hiç alacağının kalmadığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davacının 10/09/2008-23/07/2014 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, tanık anlatımları, sunulan bordrolar ve banka ödemeleri hep birlikte değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği net 1.250,00 TL ücretle çalıştığı, yemek, yol parası, erzak yardımı sosyal haklarından yararlandığı ve yine davacıya belli bir periyotta prim ödemesinin yapıldığı anlaşılmış, kabul edilen ücret ve diğer sosyal haklarla davacıya son 1 yılda ödendiği görülen toplam prim miktarının 1 aya isabet eden miktarı giydirilmiş brüt ücretin hesabında nazara alındığı, davacı dava dilekçesinde üç vardiya halinde çalıştıklarını ancak özellikle yaz aylarında iş yoğunluğu nedeni ile sarkmalar yaşandığını iddia ettiği, dosyaya sunulan imzalı ücret bordrolarından/ ve yine imzasız olmakla birlikte banka kayıtları ile uyumlu olup hukuken aynı kuvvette olan imzasız bordrolardan 2010 yılı 7, 8, 9, 10, 11, 12. aylar ile 2011 yılı 8. ay hariç diğer tüm aylar, 2012 yılı 3. ay hariç diğer tüm aylar, 2013 yılı 1, 5, 6 ve 7. aylar hariç diğer aylar ve yine 2014 yılı 2, 3 ve 4. aylar hariç diğer aylara ait bordrolarda değişik süre ve miktarlarda fazla mesai tahakkuklarının yer aldığı, işbu bordroların davacı tarafından itirazi kayıtsız imzalandığı, imzasız olanların da banka kayıtları ile uyumlu oldukları gibi ödemelerin tahsilinde yine davacı tarafça herhangi bir itirazi kayıt sunulmaksızın bunlara ilişkin paraların çekildiği anlaşıldığından yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davacının bu tahakkuklardan/ödemelerden daha fazla çalıştığını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğinden ve davacı tarafından da yargılamaya konu dosyamızda böyle bir yazılı delil sunulamadığından anılan aylara ilişkin davacının fazla çalışma iddialarına değer verilmemiştir. 2008 ve 2009 yıllarına ait bordroların tamamında fazla mesai tahakkuklarının yer almadığı, bu yönde kayıt bulunmayan 2008 ve 2009 yılları ile 2010 ve devamındaki tahakkuk bulunmayan yukarıdaki aylar harici diğer aylara ilişkin yapılan değerlendirmede ise davacı tanıklarının anlatımları ile davalı tanığı D.A.nın uyuşan beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının tahakkuk / ödeme bulunan aylar harici diğer aylarda da fazla mesai yapmış olduğu anlaşılmış, lakin bunların karşılıklarının ödendiği davalı işverenlikçe yazılı delillerle yöntemince ispat edilememiş olmasına göre ek bilirkişi raporu ile belirlenen fazla mesai ücreti alacağı miktarına itibar olunmuş lakin davalı vekilince davacı ıslahına karşı yasal süresinde sunulan dilekçe ile zamanaşımı itirazında bulunulmuş olmasına göre hüküm fıkrasında belirtilen surette zamanaşımı hesaplaması hakimliğimizce yapılmakla fazla mesai ücreti alacakları için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresine göre ıslah tarihinden geriye 5 yıl gidildiğinde zamanaşımına uğramayan fazla mesai ücretinin brüt 943,84 TL olduğu anlaşılmış ve yine bu dönemlerdeki fazla çalışmalar tanık anlatımları ile tespit edilmiş olduğundan izin, hastalık, istirahat vs sebeplerle de çalışılamayan olabileceği hasabi ile yine hüküm fıkrasında belirtilen oranda tespit olunan miktardan hakkaniyet indirimine gidilmek sureti ile davacının neticeten talep edebileceği fazla mesai ücretinin brüt 755TL olduğu tespit olunarak bu miktar üzerinden fazla mesai ücretine hükmedilmiş, davacının bu alacak kalemine ilişkin fazlası talebi reddedildiği, tüm dosya kapsamına göre ve yine davacı vekilince ıslah dilekçesi sunulmasına göre yargılamaya konu dava belirsiz alacak davası olarak değil kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiş zamanaşımı hususları da bu değerlendirmeye göre nazara alındığı, davalı tarafça sunulan bordroların incelenmesinde tüm ubgt günleri için tamamında tahakkukların yapıldığı, bordroların imzalı veya imzasız olmakla birlikte banka kayıtları ile uyumlu oldukları, yine bordrolar ile banka ödemelerinin itirazi kayıt içermedikleri anlaşılmış, bu surette davacı tarafın bu alacak kalemine ilişkin taleplerinin yerinde olmadığı anlaşılarak bu alacak kalemi talebi tamamen reddedildiği, 23/07/2014 tarihli fesih bildiriminden davacının iş akdinin davalı işverenlikçe ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışları nedeni ile 4857 sayılı İşK’nun 25/II-b, d, e, h maddeleri uyarınca 23/07/2014 tarihi itibari ile haklı nedenle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiğinin bildirildiği, davacı tanığı İ.T.nin davacıdan 2 ay önce işyerinden ayrıldığı, feshe dair görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, diğer davacı tanığı M.T. Telli ise sendika ile görüştük diye davacı ile aynı gün işlerine son verildiğini beyan ettiği, özlük dosyası muhteviyatı belgeler arasında yer alan davacı hakkındaki önceki şikayetlerin hep aynı işyeri çalışanı R.A. tarafından yapıldığı lakin bu şahsın şikayet dilekçelerinde geçen davacıya isnat edilen suçlamaların somut olarak neler olduğunun ortaya konulmadığı, işbu şikayet dilekçelerinde genel geçer ifadelere yer verildiği ve yine davacıya isnat edilen bu davranışlarına ilişkin farklı çalışanların da katılımı ile usulünce tutulmuş herhangi bir başkaca tutanak da bulunmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki bu şahıs tarafından oluşturulan şikayet dilekçelerinin 23/07/2014 tarihi öncesine ilişkin olanlar yönüyle yasada öngörülen 6 günlük hak düşürücü sürelerin fazlası ile geçmiş olduğu, bu cihetle de öncekilerin davalı işverenlikçe haklı feshe konu edilmelerinin söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. 23/07/2014 fesih tarihi itibari ile yine aynı şahıs tarafından oluşturulan şikayet dilekçesi de diğerlerine benzer surette kaleme alınmış olup tek başına işveren haklı feshine mesnet oluşturabilecek belge mahiyetinde değerlendirilmediği, tanık anlatımları ve dosya mevcudu sair belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde davacıya isnat edilen olumsuz tutum ve davranışların işverenin haklı feshine sebep olabilecek nitelik ve ağırlıkta değerlendirilemeyeceği yine davacının savunmasında belirtilen hususların da hakaret olarak telakki edilmesinin mümkün olmadığı, bunların eleştiri sınırları içerisinde dile getirilmiş söylemler olduğu, davacıya isnat edilen tutum ve davranışlar ile söylemlerinin iş yerinde olumsuz etkilenmeye sebebiyet verdiği düşünülse dahi bunların ağırlık ve ölçülülük yönüyle değerlendirildiğinde olsa olsa geçerli feshe konu edilebileceği, haklı fesih sebebi kabul edilmesinin ağır ve orantısız bir yaptırım olacağı vicdani sonucuna varılmış, iş akdinin geçerli feshi halinde ise işverence kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesi gerekeceği cihetle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin yerinde olduğu değerlendirildiği, bilirkişi tarafından kök ve ek raporlarda benzer surette belirtilen hesaplamaların da dosya kapsamına uygun düştüğü anlaşılmakla bilirkişice belirlenen miktarlar üzerinden kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının kabulü yönünde karar verildiği gerekçesi ile ulusal bayram genel tatil haricindeki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti bakımından;
Eldeki dosyada davalı vekilinin temyiz dilekçesinde davacı tanığı M.T.nin Bursa 8. İş Mahkemesi’nin 2014/818 esas sayılı dosyasında davalı ile davasının bulunduğu belirtilmiştir. Davalı vekili aynı zamanda Bursa 8. İş Mahkemesi’nin 2014/818 esas sayılı dosyasında davacı …’nin tanık sıfatı ile verdiği ifadenin yer aldığı duruşma zaptını ve o dosyadaki bilirkişi raporunu dosyaya yargılama sırasında ibraz etmiştir.
Dairemiz tarafından iki dosya aynı gün birlikte incelenmiştir.
Davalı vekili eldeki dosyadai temyiz dilekçesinde, davacı tanıklarının “fazla mesai ücretlerinin %50 zamlı ödendiğini, ancak %100 zamlı ödenmesi gerektiğini” beyan ettiklerini, buna göre aslında ödenmesi gereken kanuni miktar olan %50 zamlı fazla mesai ücretinin ödendiğinin sabit olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı tanığı M.T.nin Bursa 8. İş Mahkemesi’nin 2014/818 esas sayılı dosyasında, eldeki dosyanın davacısı …’nin tanık sıfatı ile “Fazla mesai ödeniyordu. Ancak %50 zamlı olarak ödeniyordu. Normalde %100 zamlı ödenmesi gerekiyordu” şeklinde bayanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacının bu beyanı kendisini bağlar.
Taraflardan sorularak, fazla mesai ücretinin %100 zamlı ödeneceğine dair bir işyeri düzenlemesi olup olmadığı, var ise bu düzenlemenin davacı bakımından geçerli olup olmadığı, hangi tarihten itibaren geçerli olduğu gibi hususlar tespit edilmeli, bu işyeri düzenlemesine ilişkin yazılı belge/belgeler celbedilmeli, gerekirse tanıklar bu konularda yeniden dinlenmelidir.
Fazla mesai ücretinin %100 zamlı ödeneceğine dair işyeri düzenlemesi tespit edilemez ise davacı asılın tanık sıfatı ile verdiği beyan doğrultusunda fazla mesai ücreti talebi tamamen reddedilmelidir.
Fazla mesai ücretinin %100 zamlı ödeneceğine dair işyeri düzenlemesi tespit edilir ise davacı asılın tanık sıfatı ile verdiği beyana göre fazla mesai ücreti 1,5 yevmiye üzerinden zaten ödendiği için sadece kalan %50 zamlı kısım hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır.
3-Fazla mesai ücretinde puantaja dayalı dönem bakımından; hükme esas bilirkişi raporunda neye göre nasıl hesaplandığı bordrosunda fazla mesai tahakkuku olan / olmayan döneler bakıımından nasıl bir hesaplama yapıldığı gibi hususlar denetime elverişsizdir. Puantaja dayalı dönem bilirkişi raporunda her adımı denetime elverişli şekilde hesaplanmalıdır.
4-Fazla mesai ücretinde tenığa göre hesaplanan dönem bakımından; 12 saatlik çalışmadan 1 saat 20 dakika ara dinlenmesi düşülünce kalan süre ile haftada 6 gün çarpıldığında haftada 19 saat fazla mesai çıkmaktadır. Hükme esas bilirkişi raporunda bu dönem için haftada 21 saat fazla mesai üzerinden hesaplanmasının nedeni anlaşılmamaktadır. Bu hali ile bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalıdır.
5-Fazla mesai ücretinin hesabına esas ücret bakımından; dosyadaki 09/11/2015 tarihli bilirkişi raporunun “E)Fazla Mesai Alacağı Talebi” başlıklı kısmında son paragrafta banka hesap ekstreleri ile bordroların uyumlu olduğu belirtilmiştir. Aynı bilirkişi raporunda “B)Davacının Ücret Durumu” başlığı altındaki bölümde davacının iddiası ile banka dekontundaki ödemenin yaklaşık olarak uyuşması nedeni ile davacının iddiasının esas alındığı belirtilmiştir.
Davacının fesih tarihi olan Temmuz / 2014 ayı bordrosundaki ücretin bilirkişi raporunda taleple bağlı olarak kabul edildiği anlaşılan ücretten yüksek olduğu görülmektedir.
Fazla mesai ücreti hesaplamasında önceki dönemlerin ücretleri, son dönem ücretinin asgari ücrete oranı, önceki dönemlerin asgari ücretlerine uygulanarak bulunmuştur.
Dosyadaki önceki dönemlere ilişkin bordrolarda yer alan aylık ücret miktarlarının ait oldukları dönemlerdeki fazla mesainin hesabına esas ücret miktarına etkisi olup olmadığı irdelenmelidir. Ancak bu yapılırken, davacı temyizi bulunmadığı için davalı aleyhine artırıma gidilemeyeceği göz önüne bulundurulmalıdır. Diğer yandan, fesih tarihi olan Temmuz / 2014 ayı bordrosundaki ücretin, eldeki hükme esas bilirkişi raporunda taleple bağlı olarak kabul edildiği anlaşılan ücretten yüksek olduğu da gözetilmelidir.
6-İşçiye, işyerinde çalıştığı sırada verilen ara dinlenmesi süresi konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin günlük iş süresi içinde kesintisiz olarak hiç ara vermeden çalışması beklenemez. Gün içinde işçinin yemek, çay, sigara gibi ihtiyaçlar sebebiyle ya da dinlenmek için belli bir zamana ihtiyacı vardır.
Ara dinlenme 4857 sayılı İş Kanununun 68 inci maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükümde ara dinlenme süresi, günlük çalışma süresine göre kademeli bir şekilde belirlenmiştir. Buna göre dört saat veya daha kısa süreli günlük çalışmalarda ara dinlenmesi en az onbeş dakika, dört saatten fazla ve yedibuçuk saatten az çalışmalar için en az yarım saat ve günlük yedibuçuk saati aşan çalışmalar bakımından ise en az bir saat ara dinlenmesi verilmelidir. Uygulamada yedibuçuk saatlik çalışma süresinin çok fazla aşıldığı günlük çalışma sürelerine de rastlanılmaktadır. İş Kanununun 63 üncü maddesi hükmüne göre, günlük çalışma süresi onbir saati aşamayacağından, 68 inci maddenin belirlediği yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla günde onbir saate kadar olan (on bir saat dahil) çalışmalar için ara dinlenmesi en az bir saat, onbir saatten fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, 12 saatlik çalışmadan 1,5 saatten daha az ara dinlenmesi düşülebilmesi için yeterli davalı tanığı beyanı ya da davalı belgesi bulunmamaktadır. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde her ne kadar toplam 1 saatlik günlük ara dinlenmesinden bahsedilse de davalı vekilinin cevap dilkeçesindeki bu 1 saatlik ara dinlenmesi savunması günlük 8 saatlik çalışma savunması içinde yapılmıştır.
Neticeten, günlük 12 saatlik çalışmadan 1,5 saat ara dinlenmesi yerine 1 saat 20 dakika ara dinlenmesi düşülmesi hatalıdır.
7-Fazla mesai ücretinde faiz başlangıcı ve cinsi bakımından;
Davacı ihtarnamesiyle alacağının tümü için davalıyı temerrüde düşürmüş ise de ıslah dilekçesinde fazla mesai ücreti için “dava tarihinden itibaren yasal faiz” istendiğinden tüm fazla mesai ücreti için “dava tarihinden itibaren yasal faizi geçmemek üzere en yüksek mevduat faizine” hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12/10/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.