Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/5136 E. 2020/4325 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5136
KARAR NO : 2020/4325
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

Adalet Bakanlığının, 23/07/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, hüküm tesis edilmesine yasal olarak yer ve imkan bulunmadığına dair Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2017 tarihli ve 2017/346 esas ve 2017/670 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 10/08/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 28/06/2014 tarihinde işlediği iddia edilen, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği,
2- Tedbirin infazı esnasında sanığın tekrar uyuşturucu madde kullandığı gerekçesiyle TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca erteleme kararı kaldırılarak kamu davası açıldığı,
3- Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2017 tarihli ve 2017/346 esas ve 2017/670 sayılı kararıyla, “sanık askerden döndükten sonra tedavi ve tedbirin infazı sırasında yapılan tahlillerinde uyuşturucu etken maddesi tespit edilmişse de, askerdeyken opiat grubundan bir madde veya ilaç etken maddesini kullanıp kullanmadığı hususunun mevcut bulgularla tespit edilemediği, bilinçli olarak uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandığının kanıtlanamadığı” gerekçesiyle “hüküm tesis edilmesine yasal olarak yer ve imkan bulunmadığına” ve “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında yer alan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına” karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Adı geçen sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği ve 191/3. maddesi uyarınca bir yıl denetimli serbestlik süresi belirlendiği, denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında sanığın denetimi ihlal ettiği ve bu nedenle sanık hakkında aynı Kanun’un 191/4-a maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, ancak mahkemece, sanığın ihlali bulunmadığından ve uyuşturucu madde kullanmadığından bahisle sanık hakkında hüküm tesis edilmesine yasal olarak yer ve imkan bulunmadığına, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 30/09/2014 tarihli denetimli serbestlik tedbirine devam edilmesi için hüküm kesinleştiğinde Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de,
Dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. Maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, sanık hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesine yönelik karar kesinleşmemesi halinde düşme kararı verilemeyeceği, aksi halde uyuşturucu madde kullanmak suçundan bir daha kovuşturma yapılmasının mümkün olmayacağı, bu halde kamu davasının açılması bir şarta (yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme şartına) bağlanmış olduğundan, mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda, benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 14/09/2015 tarihli ve 2015/8259 esas, 2015/3572 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/8-2. cümlesi uyarınca durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2017 tarihli ve 2017/346 esas ve 2017/670 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Yargılama sonunda verilebilecek karar ve hüküm türlerinin sayıldığı CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesinde “… soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.
Bu nedenle inceleme konusu olayda olduğu gibi “kovuşturma şartının” gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda Mahkeme tarafından CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” ve denetimli serbestlik dosyasının infazına devam edilebilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “hüküm tesis edilmesine yasal olarak yer ve imkan bulunmadığına” dair karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Ayrıca soruşturma aşamasında sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karara sanığın itiraz hakkı bulunduğu halde, kararda ve tebliğ evrakında, sanığa bu karara itiraz hakkı bulunduğunun belirtilmediği, itiraz süresi ve merciinin gösterilmediği anlaşılmış olup, sanık hakkında Mahkemece durma kararı verildikten sonra tedbirin infazına devam edileceği aşamada sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu hususunun tebligat evrakına şerh yazılmak suretiyle kararın yeniden tebliğ edilmesi mümkün görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/09/2017 tarihli ve 2017/346 esas ve 2017/670 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 28.09.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.