Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/12894 E. 2013/16160 K. 13.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12894
KARAR NO : 2013/16160
KARAR TARİHİ : 13.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı sigortalı, trafik kazası sonucu tedavisi nedeniyle kendisinin ödediği masrafların tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Kararın başlığına davalı olarak, tüzel kişiliği ve taraf sıfatı bulunan SGK Başkanlığı yerine, hatalı olarak Kütahya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün yazılmış olması, isabetsiz bulunmuştur.
2-Davacı sigortalının, kendisinin kullandığı araçla 11.10.2009 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu yaralandığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, kaza sonrasında 20.05.2010 tarihine kadar sağlık sunucularına tedavi gideri olarak yaptığı ödemeler ile, ayrıca düzenlenen rapora dayalı olarak satın aldığı tıbbi cihaz bedelinin tahsilini istemiş; Mahkemece, 6111 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi gereğince, trafik kazasına dayalı tedavi giderlerinin Kurum tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 13.02.2011 tarih 6111 sayılı Yasanın 59. maddesi ve Geçici 1. maddesi ile, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı esası getirilmiştir.
6111 sayılı Kanunda, anılan maddelerin yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazaları sonucu, yine yürürlükten önce ödenen tedavi giderlerinin Kurum’dan istirdadına izin veren bir düzenleme bulunmamaktadır. Mahkemece, somut olayda, anılan Kanunun Geçici 1. maddesi gerekçe yapılarak sonuca gidilmesi isabetsiz ise de; davacının, Kurum sigortalısı olması nedeniyle genel sağlık sigortasına müstehaklığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gözetildiğinde, uyuşmazlığın, 5510 sayılı Kanunun finansmanı sağlanacak sağlık hizmet bedeli ve süresini düzenleyen 63. maddesine göre çözümlenmesi gerekir.
Dosyadaki belgelerden, davacının tedavisinin resmi sağlık sunucularında yapıldığının anlaşılmasına göre, uyuşmazlığın tedavi giderlerine ilişkin kısmının tahsiline karar verilmiş olması yerindedir. Ne ki; davaya konu edilen giderlerden, havale işleminde banka komisyonu olarak ödendiği anlaşılan 26,25 TL’nin de Kurum’dan tahsiline karar verilmesi isabetsizdir.

3-Yine; yapılan masraflardan bir kısmının, davacının tedavisinde kullanılıp, davacı tarafından dışarıdan temin edilen tıbbi cihaz bedeline ilişkin olduğu anlaşılmakta olup; Mahkemece, tıbbi gereklilik nedeniyle davacı sigortalının tedavisinde kullanılan tıbbi cihaz bedelinin denetlenip, faturadaki haliyle ödenecek nitelikte olup olmadığının ve buna bağlı olarak Kurum tarafından karşılanabilir miktarının rayiç fiyat esas alınarak belirlenmesi gerekir.
5510 sayılı Yasanın 63. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Kurum, finansmanı sağlanacak sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri ile, (f) bendinde belirtilen sağlık hizmetlerinin türlerini, miktarlarını ve kullanım sürelerini, ödeme usûl ve esaslarını Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir. Kurum, bu amaçla komisyonlar kurabilir, ulusal ve uluslararası tüzel kişilerle işbirliği yapabilir. Komisyonların çalışma usûl ve esasları Maliye Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Kurumca belirlenir.” düzenlemesi ile Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği’nin 22. maddesindeki, “Kurum, finansmanı sağlanan ortez, protez, tıbbî araç ve gereç, kişi kullanımına mahsus tıbbî cihaz, tıbbî sarf, iyileştirici nitelikteki tıbbî sarf malzemelerini ve bu malzemelerin temini, garanti süresi sonrası bakımı, onarılması ve yenilenmesi hizmetleri ile, ödeme usul ve esasları Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak belirlemeye yetkilidir.” hükmü gözetilerek; kullanılan stent bedelinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yukarıda sıralanan düzenlemeler çerçevesinde belirlenmesinin sağlanması, fiyat tespitinin makul süre içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından gerçekleştirilmemesi halinde ise; tedavinin yapıldığı yıl belirtilmek suretiyle, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu vb. kuruluşlardan sorulup, davaya konu sağlık malzemesine ilişkin ihalelerde teklif edilen fiyat ortalaması esas alınarak rayiç fiyat belirlenmeli; ödemeye esas fiyatın bu şekilde belirlemenin mümkün olmaması durumunda, konu hakkında teknik ve mali bilgiye sahip bilirkişiden, piyasa değerleri ve ilgili kuruluşların görüşü ışığında fiyat tespitine ilişkin rapor alınarak vb. tüm araştırmalar yapılmak suretiyle belirlenip; fatura miktarını aşmayacak ve Kurum tarafından tedavinin yapıldığı yıl için ödemeye esas olmak üzere SUT’ta belirtilen bedelin altına düşülmeyecek şekilde belirlenen rayiç bedelin tahsiline karar verilmelidir.
4-Kabule göre de, davacının yaptığı tüm masrafların tahsiline karar verilmiş olduğu gözetilmeksizin, hüküm fıkrasında fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunun belirtilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.