Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/12936 E. 2013/16321 K. 16.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12936
KARAR NO : 2013/16321
KARAR TARİHİ : 16.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, davacının 01.08.2005 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıklarının faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 24, 25, 35 ve devamı maddeleri ile Geçici 10. maddesidir. Geçici 10. maddenin 2. fıkrasının (a) bendi gereğince yaşlılık aylığı tahsisi için, 25 tam yıl primi ödenmiş sigortalılık ve 44 yaş şartına tabi olup, yaşlılık aylığı tahsisi için 1479 sayılı Yasanın 35. maddesi gereği davacının “Yazılı talepte bulunması, talepte bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması” gerektiği gözetilerek, İhtilaf konusu olup mahkemenin kabulüne konu olan ve tahsiste esas alınan tüm sigortalılık sürelerine yönelik, davacının tahsis talep tarihi itibariyle prim borcunun bulunup bulunmadığı Kurumdan sorularak, prim borcunun bulunmaması halinde, tahsis talep tarihini takip eden ay başından itibaren, prim borcunun varlığı halinde ise, usul ekonomisi gözetilerek belirlenecek prim borcunu davacıya ödemesi için makul süre verilerek, prim borçlarının ödendiği tarihi takip eden ay başından itibaren yaşlılık aylığı tahsisi gerektiği gözetilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
3-Kabule göre de,
A-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinin (2). fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak
şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükmü öngörülmüş olup, anılan hükme aykırı olarak, taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve yaşlılık aylığı tahsisinde nazara alınan sigortalılık süreleri yönünden tespit hükmü kurulmaksızın infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi;
B-Faizin başlangıç tarihinin belirlenmesinde, aylıkların bağlanması için Kuruma tanınan 1479 sayılı Yasanın 65. maddesindeki 3 aylık işlem süresinin varlığı karşısında; davacının tahsis talebine Kurumca üç aylık süre içinde cevap verilmediği de dikkate alınarak, Kurumun, yaşlılık aylığı tahsis tarihini takip eden 3 aylık sürenin sonundan itibaren her bir aylık için aylığa hak kazanılan tarihten itibaren işleyen faiz alacağı ile sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekili ve davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.