YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13237
KARAR NO : 2011/19555
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.000 manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davalı … hakkında açılan davanın reddine, davalı … hakkındaki davanın ise kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, gazetede haberin verilişinde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan beyan, nitelendirme ve değerlendirmelere gidilerek haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, yalın bir okuyucu da ya da toplumda husumet ve kuşku yaratıcı dil ve ifadeler kullanıldığı, telefon sapığı tanımlamasının da bu yönde ifade olduğunun kabulü ile davalının kamuyu bilgilendirme sınırlarını aşarak davacının kişilik haklarına saldırdığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz olunmuştur.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse TMK. nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan; basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.
Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen herşeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu yayında; davacının, komşusu olan dava dışı …’a ait ev telefonunu kimliğini bildirmeden sürekli arayarak taciz etmesi, arayanın kimliğinin açığa çıkartılması için komşu …’ın yaptığı girişimler ve sonrasında olay hakkında adli soruşturma başlatılması, habere konu edilmiştir.Dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre; davacının, komşusu olan dava dışı … ve eşi …’ı önceye dayalı husumet nedeniyle telefonla arayarak küfür ettiği iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; davacının, katılan …’a yönelik sövme eylemi nedeniyle mahkûm olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, gelişen olayların haberin verildiği gündeki görünen gerçekliğe uygun olduğu, eleştiri sınırının aşılmadığı ve böylece davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı sonucuna varılmalıdır. Kullanılan ifade biçimi de, anlatılmak istenen konunun özelliklerine uygun olup doğrudan davacının kişiliğine yöneltilmiş aşağılayıcı ve abartılı bir söz içermediğinden özle biçim dengesi de bozulmamıştır.
Mahkemece; açıklanan yönler gözetilerek istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.