YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4926
KARAR NO : 2013/16335
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının malullük aylığı tahsisi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-01.01.2001-01.03.2005 tarihleri arasında 506 sayılı Yasaya tabi, 27.01.2006-08.12.2009 tarihleri arasında ise 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı bulunan davacının, 16.04.2012 tarihinde Kurumdan malullük aylığı talebinde bulunduğu, Kurumca %60 oranında çalışma gücünü kaybetmediği gerekçesi ile talebinin ret edildiği, Kurumun ret kararı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmakla, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 26 ve devamı maddeleridir.
Anılan Kanunun 26. maddesinin “Sigortalıya malûllük aylığı bağlanabilmesi için sigortalının;
a)25 inci maddeye göre malûl sayılması,
b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./14.mad) En az on yıldan beri sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresi aranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olması,
c)Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılı istekte bulunması, halinde malûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü ile malul sayılan sigortalıların malullük aylığından yararlanabilmeleri için gereken şartlar düzenlenmiştir.
Kurum yönünden bağlayıcı olan Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 19.10.2012 tarihli raporu ile 21.03.2012 tarihi itibariyle davacının çalışma gücünü %60 oranında kaybettiğinin tespit edilmesi karşısında, davacının 25. madde kapsamında malul sayılması gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır. Ancak, davacının yukarıda zikredilen 26. madde çerçevesinde malullük aylığı şartlarını taşıyıp taşımadığı irdelenerek, anılan maddenin 2. fıkrasının (c) bendinin (Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanların kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.” hükmü de gözetilerek, 10 yıllık sigortalılık süresi ve en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olma koşulunun davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak, süre yönünden ihtilaf bulunmadığının belirlenmesi halinde prim borcunun varlığı araştırılarak, borcun varlığı halinde usul ekonomisi gözetilerek, ödeme için davacıya makul süre verilerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.