Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/8249 E. 2013/19344 K. 28.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8249
KARAR NO : 2013/19344
KARAR TARİHİ : 28.10.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, kurumca yapılan aylık kesme işleminin iptali ile, kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın, idari yargının görev alanına girdiği anlaşıldığından mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiştir.
Hükmün, davalı kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Yargı çeşitleri (kolları) arasındaki ilişkiye yargı yolu denir. Bu nedenle, medenî yargıda hukuk mahkemesi ile idarî yargıdaki idare mahkemesi arasındaki ilişki, bir yargı yolu ilişkisidir. Hukukumuzda “yargı yolu” için de “görev (vazife)” terimi kullanılmaktadır. (bkz: Anayasa m. 158, I; UMK m. 7, I; İYUK m. 9 ve 14). Oysa görev, belirli bir davaya (bir yerdeki) aynı yargı kolundaki ilk derece mahkemelerinden hangisinin bakacağını belirtir. Meselâ, medenî yargıda görev, bir davaya bir yerdeki (ilçedeki) hukuk mahkemelerinden (sulh hukuk, asliye hukuk mahkemeleri ve özel mahkemelerden) hangisi tarafından bakılacağını belirtir. Buna karşılık, bir davaya hukuk mahkemesinde mi yoksa idare mahkemesinde mi bakılacağı, görev değil, yargı yolu sorunudur.(Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü s.722)
Eldeki davada,Mahkemece davanın çözüm yerinin idari yargı olduğuna dair tespiti yerindedir. Ancak hükmün verildiği tarihte yürürlükte olmayan 1086 Sayılı HUMK 7/1. Maddesindeki “Diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir dava veya iş kendisine arz olunan mahkeme, duruşma yapmadan görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her safhasında kendiliğinden görevli olmadığına da karar verir.” Şeklindeki düzenlemenin sonradan yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’da bulunmaması, aynı kanunun 331/2. maddesinin sadece adli yargı içerisinde mahkemelerce verilen kararlara ilişkin olması ve esasen 6100 sayılı HMK’da yargı yoluna ilişkin hükümlerin ilişkin görev kısmında değil, dava şartlarına ilişkin 114/b ve 115/2 maddelerinde düzenlenmesi karşısında, mahkemece, dava şartı olan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden red ve buna bağlı olarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının tamamen çıkartılarak yerine;
“1-Davada görevli yargı yerinin idari yargı olduğu anlaşıldığından, davanın yargı yolu caiz olmaması nedeni ile HMK. nun 114/b ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden REDDİNE,
2-Davalı Kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereği 1.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 21,15 TL maktu karar harcının mahsubu ile fazla yatırılan 58,80 TL’nin talep halinde davacı tarafa iadesine,” hükmünün yazılmasına, ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.