YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/110
KARAR NO : 2020/5083
KARAR TARİHİ : 29.09.2020
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davacının, yargılama devam ederken 06.04.2014 tarihinde vefat ettiği ve davacı mirasçılarının yargılamaya mirasçı sıfatıyla devam ettikleri anlaşılmakta olup, yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen bu gibi davalarda tarafın ölümü ile davanın konusuz kalmayacağı aksine, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı davanın devam edilmesi gerektiği, açık olmasına rağmen; mirasçıları belirtmeksizin ölü kişinin ve vekilinin karar başlığında yer alması ve ölü kişi adına hüküm kurulmuş olması hatalıdır.
2- Mahkemece, bozma sonrası verilen 13.07.2016 günlü karar, Dairemizin 21.02.2017 günlü ikinci bozma ilamı ile “….davacının ikametgâhının … olması ve nasıl davalıya ait çiftliğe geldiği hususu ile komşu çiftlikte 2003 yılından bu yana 1 sigortalının davalı kuruma bildirildiği hususunun dikkate alınması ile davalının teslim ettiği ürünlere dair belgelerin varlığı araştırılmalı, bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunması nedeniyle, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, komşu tanıkların varlığına yönelik olarak resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurularak, resen belirlenecek tanıkların beyanlarının da alınması ile sonucuna göre bir karar verilmesi” gereklerine işaret edilerek bozulmuştur.
Eldeki davada ise, bozma gereklerinin yerine getirildiğinden bahsedilmesi mülkün değildir.
Bozma sonrası yapılan yargılamada, mahkemece, davacı hakkında talebine konu olan, 01.10.1982 tarihi itibari ile çalışma ilişkisi kabul edilerek önceki karar gibi 01.10.1982 tarihi esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ise de, dosya içeriği ve özellikle çalışma olgusu sabit olan komşu tanıkların, çalışma dönemlerinin incelenmesinde, davacı hakkında 01.10.1987 tarihinden öncesine ilişkin olarak çalışma ilişkisinin varlığına işaret eden olguların veya başkaca delillerin bulunmaması karşısında, bu olguların varlığının araştırılması ile ancak varlığı halinde 01.10.1982 tarihinden itibaren çalışma ilişkisinin kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılardan Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.