Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/21154 E. 2020/12961 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21154
KARAR NO : 2020/12961
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : 1) Sanığın kasten yaralama suçundan mahkumiyetine dair; Hassa Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2017 tarih, 2017/46 Esas ve 2017/364 Karar sayılı kararı
2) Sanığın istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 11/05/2018 tarih, 2018/898 Esas ve 2018/1143 Karar sayılı kararı

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 11.05.2018 tarih, 2018/898 Esas ve 2018/1143 Karar sayılı kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından 5271 sayılı CMK’nin 291. maddesinde belirtilen süre içinde temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında basit kasten yaralama suçundan, verilen kararın türü ve karar tarihi gözetildiğinde, 15.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’nin 30687. sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 27.12.2018 tarihli, 2018/71 Esas ve 2018/118 Karar sayılı iptal kararından önce kararın verildiği de dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nin 286/2-d maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adli para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün değil ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarih ve 2009/2-43 Esas – 2009/56 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; kesin nitelikteki hükümlerin suç vasfına yönelik aleyhe temyiz yasa yoluna başvurulması halinde temyiz incelemesine konu olabilecekleri kabul edildiğinden,
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının hükmü “suç vasfına” ilişkin aleyhe temyiz ettiği anlaşılmakla, tebliğnamenin temyiz isteminin reddine dair görüşüne iştirak edilmemiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 11/05/2018 tarih, 2018/898 Esas ve 2018/1143 Karar sayılı “istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair” hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK’nin 302/1. maddesi gereğince TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA,
Dosyanın, 28.02.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 304/1. maddesi gereğince “ Hassa Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Sanık hakkında gayrı resmi birlikte yaşadığı mağduru silahla kasten yaralama suçundan ilk derece mahkemesince TCK’nin 86/1, 87/3, 43, 62/1 maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sanık tarafından İstinaf isteminde bulunulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince sanığın eyleminin TCK’nin 86/2. maddesine uyduğu, mağdurun şikayetten vazgeçtiği anlaşılmakla, şikayet yokluğundan TCK’nin 73/4, CMK’nin 223/8 maddeleri gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek İstinaf başvurusunun reddine karar vermiş, anılan karar Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının suç vasfına yönelik aleyhe temyizi ile Dairemiz tarafından incelenerek temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz sebebi sanığın eyleminin TCK’nin 96/1. maddesinde yazılı eziyet suçunu oluşturduğuna ilişkindir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi kararı kesin nitelikte olsa da Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.03.2009 tarih, 2009/2-43 Esas ve 2009/56 Karar sayılı kararında kesin nitelikli hükümlerin suç vasfına yönelik aleyhe temyiz incelemesine konu olabileceklerini belirtmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 288. maddesi ‘‘(1) Temyiz ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.’’
CMK’nin 294. maddesi ‘‘(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.’’ Bu düzenlemeler ışığında sanığın iddianamede anlatılan yargılama konusu eyleminin eziyet suçunu oluşturduğu görüşündeyim.
5237 sayılı TCK’nin 96. maddesinin 1. Fıkrasında ‘‘ Bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.’’ Ceza yargılaması maddi gerçekliğe ulaşmayı hedefler, yargılamanın ve hükmün konusu Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail ile sınırlıdır.
Somut olayda sanık hakkında Hassa Cumhuriyet Başsavcılığınca 15.01.2017 tarihinde düzenlenen iddianame içeriğinde ‘‘müşteki müracaatında, şüphelinin imam nikahı yaptıkları 2012 yılından beri kendisine her gün şiddet uyguladığını, kovaya su doldurarak kafasını suya sokup çıkardığını, eve geldiği zamanlar elinde bir elektroşok aleti olduğunu ve o alet ile kendini yaraladığını belirttiği’’ denilmek suretiyle eziyet suçuna dair anlatımın bulunduğu,
Mağdur Kollukta alınan 09.12.2016 tarihli ilk ifadesinde gayrı resmi evlendikleri eşi olan sanığın kendisini, gayrı resmi evlendikleri 2012 yılından beri eşinden her gün dayak yediğini , eve geldiği zamanlar elektroşok aletini üzerinde uyguladığını, kovaya su doldurup kafasını suya sokup çıkardığını, her gün eve geldiğinde her yerini morarttığını, bu güne kadar çocukları nedeniyle katlandığını, fakat artık dayanacak gücünün kalmadığını beyan etmiştir. Sanığın eylemleri 2012 yılında başlamış, mağdurun ifade verdiği 09.12.2016 yılına kadar geçen dört yılda sistematik bir şekilde devam etmiştir. Sanık eylemlerini kendi evinin içersinde mağdur ile baş başa iken gerçekleştirmiş. Bu nedenle mağdurun iddialarını doğrulayan 09.12.2016 tarihli doktor raporunda ‘‘sağ üst kolda 1 adet morluk ve şişlik, sol üst ve alt kolda 1 er adet şişlik ve morluk, sağ küçük parmakta iyileşmiş kırık (önceden olmuş-iyileşmiş) ‘’ şeklinde bulguların bulunduğu,
Sanığın eylemlerinin dört yıllık bir sürede sistematik olarak süreklilik gösterdiği, bu süreçte sanığın gerçekleştirdiği eziyet suçunun mağdurun ruh sağlığını bozduğu bu durumun duruşma tutanaklarına ve ilk derece mahkemesinin kararına yansıdığı anlaşılmaktadır. Sanık dört yıllık süreçte sistematik biçimde mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerinin bir bütün halinde TCK’nin 96/1. maddesinde eziyet suçunu oluşturmaktadır.
Açıklanan gerekçelerle hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümden, temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına dair sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.