Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/798 E. 2020/2555 K. 03.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/798
KARAR NO : 2020/2555
KARAR TARİHİ : 03.06.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki muarazanın meni ile cezai şart işleminin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, eczane sahibi olduğunu, davalı SGK ile aralarında cari olan 2009 yılı Protokolünün 6.3.3 maddesi uyarınca bir kısım reçetelerin arkasına atılan ve ilaçların teslim edildiğine dair imzanın reçete sahibine veya yakınına ait olmadığı ve 6.3.10 maddesi uyarınca eczane tarafından kuruma fatura edilen reçetelerden hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait fiyat küpürlerinin yer aldığı reçetelerin tespit edilmesi sebebiyle uygulanan cezai şart işleminin iptalini ve muarazanın giderilmesini istemiş, davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece İş Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama neticesinde 23.09.2014 tarihli karar ile; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm; Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 06.06.2016 gün 2015/8751 E. – 2016/14352 K. sayılı ilamı ile; iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakılmasının doğru olmadığı genel mahkeme sıfatıyla işin esası incelenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiş, mahkemece bozmaya uyma kararı verilerek asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş bu kararın, davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine dava dosyası temyiz incelemesi yapılmak üzere yeniden Dairemize gönderilmiştir.
6100 sayılı HMK’nun 373/4 maddesi; “Yargıtay’ın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yolna başvurulabilir.” hükmünü,
Geçici 3/2 maddesi; “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen karar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda açıklanan yasa maddelerinin düzenleniş amacı, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktır.
Diğer bir anlatımla, Yargıtay’ın verdiği bozma kararları üzerine verilen kararların tekrar Yargıtay denetiminden geçmesi, başka bir deyişle Yargıtay kararının istinaf yolu ile denetlenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; … Asliye Hukuk Mahkemesinin, iş mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen ilamı ile görev yönünden bozularak kesinleşmiş, Yargıtay dosyadan elini çekmiştir. Bu aşamadan sonra, görevli … Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından esasa ilişkin yargılama yapılıp, karar verilmiştir.
Aleyhine kanun yoluna gidilen karar; … Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı olup, bu karar ile ilgili olarak Yargıtay’ın bir denetimi söz konusu değildir.
Bu itibarla, 12.04.2017 tarihinde verilen ve daha önce Yargıtay denetiminden geçmeyen kararın kanun yolu denetimi “İstinaf” olup, görevli merciinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi olduğu anlaşıldığından, dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine İADESİNE, 03/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.