Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/12147 E. 2011/19532 K. 05.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12147
KARAR NO : 2011/19532
KARAR TARİHİ : 05.12.2011

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde herbir davacı için 10.000 TL toplam 30.000 TL ecrimisilfaiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; tarafların, ortak murisleri babaları …’ın 31.08.2000 tarihinde vefat ettiğini, tapuda babaları adına 185 parselde tarla ve besihane olarak, 190 ve 191 parselde bağ olarak kayıtlı bulunan taşınmazlarda halen iştirak halinde malik oldukları, bu yerlerin davalı tarafından haksız olarak işgal edildiği ileri sürülerek her bir davacı için geriye doğru beş yıllık ecrimisil bedeli olan 10.000’er TL.toplam 30.000 TL.ecrimisilin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.Mahkemece önceki ilamda intifadan men koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 08.03.2010 tarihli 2010/2879 E-2010/3706 K. sayılı ilamı ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, ecrimisile konu taşınmazda taraflar iştirak halinde malik olup bu yönüyle paydaştırlar. Paydaşlar kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi dava şartı ise de, bazı hallerde bu şart gerçekleşmiş kabul edilmektedir.Somut olayda; dava konusu taşınmazlardan olan 185 parsel sayılı taşınmaz tapuda muris adına tarla ve besihane olarak kayıt edilmiştir. Mahallinde yapılan keşif sonucunda düzenlenen inşaatçı bilirkişinin 14.04.2009 havale tarihli raporunda da, bu parsel üzerinde 435 m2 kullanım alanlı kapalı ve 635 m2 kullanım alanlı açık besihane ve bunlara ilişkinde 140 m2 saman ve slaj deposu bulunduğu beyan edilmiştir.Muris tarafından kurulan veya fabrika, otel, fırın gibi hasılat getiren ticari amaçlı ortak yerler için ise intifadan men koşulu aranmaz. Dolayısıyla dava konusu besihanelerin muris tarafından kurulup kurulmadığı somutlaştırılarak, muris tarafından kurulmakla davalı tarafından işletildiğinin anlaşılması halinde intifadan men şartı gerçekleşmiş olduğu kabul edilir.Dava edilen besihane ile ilgili yukarıdaki açıklamalar ışığında deliller toplanıp değerlendirildikten sonra sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken bu konuda eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.Diğer taraftan, intifadan men olgusu yemin dahil her türlü delil ile ispatlanabilir. davacı taraf dava dilekçesinde …4) tanık beyanı, vs.demekle yemin deliline de dayanmış bulunmakta olduğundan, intifadan men koşulu ile ilgili davacı tarafın davalı tarafa yemin teklif etme haklarının olduğu hatırlatılarak, sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken bu yöndende eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulmuş, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda mahkemece intifadan men şartının ve rıza dışı kullanımın ispat edilemediği gerekçesiyle yine tümden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Somut olayda; dava konusu tarla, bağ ve bağ evi yönünden intifadan men olgusu ispatlanamadığından bu yerler yönünde davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur, bu yerler yönünden hükmün ONANMASINA,
Besihaneler yönünden ise, tanık beyanları ve davalı …’ın ikrarından da anlaşıldığı gibi üstü açık ve kapalı besihane murisleri tarafından yaptırılmış olup, muris öldüktan sonra davalı … bu yerleri kullanmaya devam etmiştir. Bu nedenle, bu besihaneler için intifadan men koşulu aranmaz, ecrimisil şartları oluşmuştur. Bu yerler için ecrimisile hükmolunması gerekirken bu yerler yönünden de davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.