Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2020/2137 E. 2020/3483 K. 25.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2137
KARAR NO : 2020/3483
KARAR TARİHİ : 25.06.2020

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda sözleşmenin feshi işleminin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davalı SGK ve İhbar olunan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; asıl davada Bağ Kur genel müdürlüğünce sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle SSK tarafından da sözleşmesinin feshedildiğini beyanla fesih işleminin iptalini talep etmiş. Birleşen davada ise Bağ kur genel müdürlüğünün reçetedeki ilaçların sahiplerine teslim edilmemesine rağmen kuruma fatura edilmiş olmasından dolayı verilen sözleşmenin 7 yıl süreyle feshi işleminin iptalini talep etmiştir.
Davalı; asıl ve birleşen davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; her iki davanın kabulüne, 13.06.2003 tarih 72187 sayılı sözleşmenin feshinin iptaline karar verilmiş; hüküm, SGK ve İhbar olunan … vekilince temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, davalı SGK vekilinin talebi ile … davaya dahil edilmek suretiyle yargılama sürdürülmüş ve davalılar hüküm altına alınan yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmuşlardır.
Dosyanın incelenmesinde; davalı SGK vekili tarafından, SSK hastanelerinin …’na devredilmiş olması nedeniyle husumetin …’na yöneltilmesi mahkemeden talep edilmiş, mahkemece 30.06.2005 tarihli duruşmada; davanın ihbarı halinde, davanın asıl tarafının sıfatı son bulmadığından ve SSK’nın sigortalılara ilaç satımı hususunda eczaneler ile sözleşme yapma yetkisi devam ettiğinden …’nın SGK’nın yerine davalı sıfatını alması talebi reddedilmiştir. Buna rağmen … aleyhine davalı sıfatıyla hüküm tesis edilmiştir.
…, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmemiş ve aleyhine usulüne uygun bir dava açılmamıştır. Davalı vekilinin talebi üzerine davaya dahil edilmesi, gerek 1086 sayılı HUMK’da, gerekse 6100 sayılı HMK’da dahili davalı başlığı altında bir müessese düzenlenmemiş olduğundan yerinde değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun124. maddesinde, davada taraf değişikliğine ilişkin hüküm düzenlenmiş olup, somut olayda bu maddenin uygulanmasına da imkan yoktur. Nitekim eldeki davada, taraf değişikliği değil, dava dilekçesiyle davanın yöneltildiği davalının yanında, başka bir tüzel kişiliğe de davanın yöneltilmesi söz konusudur. Davanın başında taraf olarak gösterilmeyen kişilerin, taraf yanında sonradan davaya dâhil edilmesi, ancak taraflar arasında mecburi dava arkadaşlığı mevcut ise mümkündür. Aksi halde, bir dava açıldıktan sonra mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek ıslah ile dahi mümkün değildir. Davalı SGK ile … arasında ise mecburi dava arkadaşlığı yoktur. … hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, dâhili dava yolu ile davaya hasım olarak eklenmesi ve hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Somut uyuşmazlıkta, Bağ Kur Genel Müdürlüğü tarafından, davacı hakkında 2000 yılında eczanelerle yapılan sözleşmenin; VII. Bölümünün, r bendinde yer alan “daha önce gerek resmi gerekse özel kurum ve kuruluşlarda yapılan tedavilerde kullanılan ilaçların toplanan fiyat küpürlerinin reçetelere eklenmek, yapıştırmak ve benzeri şekilde fatura edilmesi, ayrıca sigortalı ve hak sahiplerine teslim edilmeyen ilaçların küpürlerinin kuruma fatura edilmesi hallerinde ilk defa tesbitinde eczanenin sözleşmesi feshedilir. Fesih süresi 7 yıldır.” hükmü uygulanmak suretiyle 72187 sayılı ve 13.06.2003 tarihli yazı ile sözleşmesi 7 yıl süreyle feshedilmiştir. Dava konusu reçeteler nedeniyle davacı eczacı hakkında yapılan ceza yargılamasında da zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Nitekim eczacının sahte reçete düzenlenmesi eylemine karışıp karışmadığı ceza yargılamasında tespit olunamamışsa da, mahkemece eczacıların karne sahiplerinin doğru şahıslar olup olmadıklarını tespit etmeksizin ilaçları verdiği gözönünde tutularak davalı tarafından yapılan feshin hatalı olduğu kanaati uyanmakla haksız feshin iptaline karar verilmiştir. Ancak sözleşmenin III. Bölümünün 14. maddesinde eczacıların ilaçları karne sahiplerine ya da yakınlarına teslim etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle mahkemenin davanın kabulüne dair gerekçesi yerinde olmamıştır. Mahkemece yapılması gereken; dosya kapsamında toplanan deliller doğrultusunda her hasta yönünden ilaçların alınıp alınmadığı tespit edilerek, sonraki tarihte yürürlüğe giren protokol hükümleri de değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda; (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle dahili davalı … yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı SGK yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.