Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9268 E. 2020/13438 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9268
KARAR NO : 2020/13438
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu anlaşılarak yapılan temyiz incelemesinde;
1) Suça sürüklenen çocuk … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Mahkemenin kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2) Sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanıklara ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek savunma haklarının kısıtlanması,
b) Katılanın hem hem yaşamını tehlikeye sokan duruma hem de kemik kırığına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesi gereğince temel cezalara hükmedilirken TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi gözetilerek sonuç cezalara etkili olacak şekilde alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken alt sınırdan belirlenmesi suretiyle eksik cezalar tayin edilmesi,
c) Olay günü özel şirkette özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığı belirtilen katılanın görev belgesinin dosya içerisinde yer almadığı ve ayrıca özel güvenlik görevlisi olarak çalışabilmek için 5188 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlamış olmak ve 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni almak zorunlu olup, anılan Kanun’un 23. maddesine göre özel güvenlik görevlisi olduğu kabul edilen mağdurun kendisine karşı işlenen suç nedeniyle kamu görevlisi sayılabilmesi için yukarıda açıklanan koşulları taşıması gerektiği anlaşıldığından, katılanın bu koşulları taşıyıp taşımadığı araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-e maddesinin yanında TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanması gerekip gerekmeyececeğinin gözetilmemesi ,
d) Katılanın hem yaşamını tehlikeye sokan duruma hem de kemik kırığına neden olacak nitelikte yaralandığı olayda, birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanıklar hakkında yanlızca daha ağır netice olan yaşamını tehlikeye sokan duruma neden olacak nitelikte yaralamadan dolayı ceza tayini gerekirken, yaralanma sırasında kemik kırığı da meydana geldiğinden ayrıca TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca cezaların artırılması,
e) Katılanın çalıştığı şirketin güvenlik görevlisi olduğu, geri dönüşüm için şirketin önünde duran konteynerlerin içine konulan hurda plastik malzemeyi almalarını engellemek için sanıklara müdahale ettiği, bu aşamada çıkan tartışma sırasında sanıklar tarafından kasten yaralandığının anlaşılıp kabul edilmesi karşısında; somut olayda katılanın sanıklara yönelik haksız hareketinin bulunmadığı, görevi gereği hareket ettiği ve bu nedenle koşulları bulunmadığı halde sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanması suretiyle eksik cezalar verilmesi,
f) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanıkların kazanılmış haklarının dikkate alınmasına, 13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.