YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/24093
KARAR NO : 2020/18737
KARAR TARİHİ : 14.12.2020
Kasten basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 29/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2.240,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Van 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/684 Esas, 2020/228 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 26.10.2020 tarihli ve 2020/13604 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.11.2020 tarihli ve 2020/96480 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli ve 2013/14-102 Esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı hâlde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı ilâmında yer alan, “Eski yasa döneminde işlenip, adli sicilden silinme koşulları oluşmuş olan mahkûmiyetler ile ertelenmiş ve vaki olmamış sayılmasına karar verilen mahkûmiyetlerin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yasal engel oluşturmayacağı, yeni dönemde işlenen suçlar açısından ise infazdan sonra 5237 sayılı Kanun’un 58. maddesinde belirtilen tekerrür sürelerinin esas alınmasının hakkaniyete uygun bir çözüm olacağı” şeklindeki açıklamaya nazaran, sanığın adlî sicilinde bulunan Van 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2012/169 Esas, 2014/477 sayılı kararına konu suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlükte olduğu 20.04.2012 tarihinde işlemiş olduğu, anılan suç nedeniyle sanık hakkında verilen cezanın 19.10.2017 tarihinde kesinleştiği ve henüz infaz edilmediği, buna karşın Van 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu suçun ise 17.05.2018 tarihinde işlendiği hususları göz önüne alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 58/2-b maddesinde belirtilen silinme koşullarının da oluşmadığı somut olayda, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/6-a bendinde yer alan, “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması” koşulunun sanık yönünden gerçekleşmemiş olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanığın adli sicil kaydındaki Van 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2012/169 Esas, 2014/477 Karar sayılı ilamıyla 5237 sayılı TCK’nin 149/1-a, c, 35, 62. maddeleri gereğince yağmaya teşebbüs suçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın 19.10.2017 tarihinde kesinleştiği, inceleme konusu kasten basit yaralama suçunun ise 17.05.2018 tarihinde işlendiği, böylece sanık hakkında tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle, TCK’nin 58/3. maddesi gereğince, TCK’nin 86/2. maddesinde belirtilen seçimlik cezalardan hapis cezası seçilerek mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması gerekirken, adli para cezası seçilerek tekerrür hükümlerinin uygulama imkanının ortadan kaldırılmasında isabet bulunmadığı gibi sabıkalı olan sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231/6-a bendine aykırı olacak şekilde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi de isabetsizdir.
Bununla birlikte, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli, 2014/14-102 Esas ve 2014/128 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 tarihli, 2009/4-169 Esas ve 2009/223 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; kurulan hükmün sanık hakkında hukuksal bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı davayı sonuçlandıran ve uyuşmazlığı çözen bir hüküm değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar CMK’nin 223. maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların kanun yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtan da söz edilemeyecektir.
Mahkemece verilen kararın CMK’nin 231/6-a maddesindeki düzenlemeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün olmadığından kanun yararına bozulmasına ve müteakip işlemlerin yerel mahkemece yapılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Van 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2019/684 Esas, 2020/228 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.