Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10036 E. 2020/15979 K. 10.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10036
KARAR NO : 2020/15979
KARAR TARİHİ : 10.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık hakkında hüküm kurulurken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/ Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3 maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararı uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Adlî Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunun 18/05/2011 tarihli raporunda mağdurun yaralanmasının ”….Sonuç: Kişide batın boşluğuna geçerek barsak lezyonuna neden olan kesici delici alet yarasının; 1) Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, 2)Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı…. oy birliği ile mütalaa olunur.
” şeklinde belirtilmesi karşısında, kurulan hükümde sanığın cezasının 5237 sayılı TCK’nin 86/1-3-a-e, 87/1-d-son. maddeleri uyarınca belirlenmesi gerekirken, suç vasfında yanılgıya düşülerek TCK’nin 86/1-3-a-e. maddeleri uyarınca cezalandırılması suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
3) Sanığın eşi olan mağduru 5237 sayılı TCK’nin 6/1-f. maddesi uyarınca silahtan sayılan bıçak ile yaraladığının iddia ve kabulü karşısında, yaralama eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a-e maddeleri kapsamında kaldığı, böylelikle birden fazla nitelikli hal ihlaline neden olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1. maddesince temel

cezaya hükmedilirken TCK’nin 61. maddesindeki ölçütler ve TCK’nin 3. maddesindeki cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak meydana gelen zararın ağırlığı ve kastının yoğunluğu da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Sanığın eylemini eşine karşı ”silah” ile işlediği belirtilip, hükümde sanığın cezasından artırım yapılırken uygulanan kanun maddesinin 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a-e maddesi yerine sadece 5237 sayılı TCK’nin 86/3-a maddesi şeklinde gösterilmesi,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 10.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.