YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19692
KARAR NO : 2020/15575
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık …’ın, müştekiler … ve …’yü kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın, müşteki Musa’yı kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) sayılı kararları ile, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve yine 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
b) Sanığın aşamalarda, müştekilerin arkadaşı olan …’a laf atmaları üzerine tartıştıklarını savunması, müştekilerin ise daha önceden tanımadıkları sanık ve arkadaşları ile aralarında tartışma olduğunu ifade etmeleri karşısında, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanların bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu
Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2) Suça sürüklenen çocuk …’in, müştekiler … ve …’yü kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Suça sürüklenen çocuk hakkında müşteki Musa’yı kasten yaralama suçundan TCK’nin 86/1, 86/3-e maddeleri gereğince, mağdur …’ı kasten yaralama suçundan TCK’nin 86/2, 86/3-e. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı, TCK’nin 86/1, 86/3-e. maddeleri gereğince silahla basit tıbbi müdahale ile giderilmeyecek nitelikte kasten yaralama suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesine göre; “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü nedeniyle mağdur … yönünden uzlaşmanın mümkün olmadığı ancak; 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin 2. cümlesinin 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile aynı mağdura karşı işlenen suçlarla sınırlandırıldığı, bu haliyle suça sürüklenen çocuğun, mağdur …’a yönelik gerçekleştirmiş olduğu ”silahla basit kasten yaralama suçunun” uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuk ile mağdur … arasında 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemi yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre yargılamaya devamla hüküm kurulması lüzumu,
b) Suça sürüklenen çoçuk Kadir’in kollarından tuttuğu müşteki Musa’ya, sanık …’ın bıçak ile vurarak hayati tehlikeye neden olacak şekilde yaraladığı olayda; mahalli mahkemece sanık ve suça sürüklenen çocuğun birlikte ve iştirak iradesi içerisinde müşteki Musa’yı yaraladığının kabulü karşısında, suça sürüklenen çoçuk Kadir hakkında, müşteki Musa’yı kasten yaralama suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nin 87/1-d-son maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
c) Suça sürüklenen çocuğun aşamalarda, müştekilerin arkadaşı olan …’a laf atmaları üzerine tartıştıklarını savunması, müştekilerin ise daha önceden tanımadıkları sanık ve arkadaşları ile aralarında tartışma olduğunu ifade etmeleri karşısında, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanların bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Dairemizin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında da kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin suça sürüklenen çocuk lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün asgari oranda uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması,
d) Suça sürüklenen çocuğun fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmadığı ve dosyada mevcut adli sicil kaydına göre de daha önceden hapis cezasına mahkum edilmemiş olduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerde hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı TCK’nin 50/3. maddesindeki zorunluluk gereğince 5237 sayılı TCK’nin 50/1. maddesinde düzenlenen seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince ceza miktarı açısından suça sürüklenen çocuğun kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 05.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.