YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10820
KARAR NO : 2020/15969
KARAR TARİHİ : 10.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı Kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-c-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Sanığın cezasından 5237 sayılı TCK’nin 87/1-c. maddesi uyarınca artırım yapılırken, hükümde artırım oranının ”bir kat” olduğunun yazılmaması,
3) Mağdurun yaralanması hakkında, Silifke Devlet Hastanesi’nin 22.03.2016 tarihli KBB uzmanınca verilen raporunda ”basit tıbbi müdahale ile giderilemez.Yaşamını tehlikeye sokmamıştır.Hayati fonksiyonlarına etkisi hafif bir (1) dir.Yüzde sabit eser mevcuttur. Durumu bildirir kati raporudur.” şeklinde, Aydıncık Devlet Hastanesi’nin 03.08.2015 tarihli raporunda ”Kavga etmiş. Üst ön 3 dişi sallanıyor. Burun bölgesinde kanama. Travmaya bağlı burun ucundan başlayan üst dudağı da kapsayan değişik yönlerde ve burun içine doğru giden kesi mevcut. Burnun doğal yapısı bozulmuş. Sağ kürek kemiği altından başlayan koltuk altına doğru giden 2 cm genişliğinde 10 cm uzunluğunda ekimoz mevcut. Sağ baş parmakta sıyrık mevcut. Yukarıdaki bulgulara göre kişinin hayati tehlikesi mevcut olmayıp oluşan yaraların BTM ile geçmeyeceğinden dolayı daha ileri tetkik ve tedavi için başka sağlık kuruluşuna sevki uygun görüldüğünü bildirir geçici rapordur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, yüz bölgesinde meydana gelen yaralanmaların niteliğine ilişkin olarak (yüzde sabit iz / yüzün sürekli değişikliği), olay
tarihinin üzerinden en az 6 aylık süre geçtikten sonra adli tıp uzmanı ya da plastik cerrahi uzmanınca rapor düzenlenmesi gerekliliği ayrıca mevcut raporlarda mağdurda meydana gelen kırık yaralanma bulgusu belirtilmediğinden yapılan derecelendirmenin de neye ilişkin olduğu anlaşılamamakla, raporların içeriğinin bu haliyle Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı nedenle, mağdura ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilerek en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğü’ne sevk edilip, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre mağdurun yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz raporlara dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 10.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.