Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2011/6983 E. 2012/5981 K. 21.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6983
KARAR NO : 2012/5981
KARAR TARİHİ : 21.06.2012

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı

… ile … aralarındaki katkı payı alacağı davasının kabulüne dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.07.2011 gün ve 106/574 sayılı hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş ise de; duruşma isteminin gider olmadığından reddine karar verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı … vekili, tarafların 1971 yılında evlenmelerini müteakip yurtdışına gittiklerini, davalının 1985 yılında isteğiyle işten ayrılarak yurda döndüğünü, vekil edenininse 1991 yılında emekli olana kadar çalışmaya devam ettiğini, vekil edeninin kazancıyla edinilen İzmit 1913 parselde 5 numaralı meskenin ve 34 LJL 55 plakalı aracın davalı adına tescil edildiğini, bilahare davalının meskeni satarak bedelini bankaya yatırdığını, aracı da danışıklı şekilde sattığını açıklayarak, nizalı mesken ve aracın tamamına ilişkin değerin, olmadığı takdirde yarısının dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazın satış bedelinin davacı adına alınan ve üzerine yazlık inşaa edilen Karamürsel’de bulunan taşınmaz alımına sarfedildiğini, aracın ise ayrılık döneminde vekil edeninin kiraya çıkması ve evini tefriş amacıyla satıldığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının yarı oranında katkısı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 30758,08 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar 03.02.1971 tarihinde evlenmiş, 13.02.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 22.12.2008 tarihinde kesinleşmesiyle evlilik birliği son bulmuştur. Başka mal rejimi seçildiği ileri sürülmediğine göre, eşler arasında evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK.nun 170. maddesi uyarınca “mal ayrılığı”, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar ise 4721 sayılı TMK.nun 202. maddesi hükmü uyarınca yasal “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir. Eşler arasındaki mal rejimi TMK.nun 225/2. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir.
Dava konusu 1913 parselde 1/20 arsa paylı 5 numaralı mesken davalı adına ferdileşme suretiyle 23.06.1993 tarihinde tescil edilmiş, 15.11.1995 tarihinde 3.kişiye satış suretiyle devredilmiştir. Anlaşmazlığa konu … plakalı araç ise 20.06.1991 tarihinde davalı adına trafik siciline tescil olmuş; 31.12.1998 tarihinde 3.kişiye satılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde, “…. Davacıının elde ettiği kazanç ile yurt içinde birtakım yatırımlar yaptığını, bu arada eşi Hasibe Şenpınar’a 23.06.1993 tarihinde 1913 parsel üzerinde kain 5 numaralı apartman dairesini 28.000 DM’ye, 1992 yılında ise … plakalı arabayı satın aldığını; davalının kazanımlarının tamamen davacının emeğinin karşılığına dayandığını, davalının dairenin ve arabanın alınmasında hiçbir katkı ve emeği bulunmadığını; şu durumda İzmit’teki daire ile otomobilin değerinin tamamının davacıya ait olacağını…” ileri sürerek istekte bulunmuştur. Dinlenen davacı tanıkları “…..davalının 1985 yılında yurtdışında işini bırakarak, kesin dönüş yaptığını, davacının ise 1991 yılında emekli olana kadar yurtdışında çalışmaya devam ettiğini, davacının davalıya gönderdiği paralarla nizalı meskenin alındığını, aracın da davacı tarafından satın alınarak davalı üzerine tescil ettirildiğini….” açıklamıştır. Dosya arasında mevcut 19.04.2011 tarihli hukukçu bilirkişi raporunda da; iddianın ileri sürülüş şekline göre somut olayın elden bağışlama olup, olmadığının mahkemece takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir. İddianın ileri sürülüş şekli, tanık ve bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamından, davacı tarafından ileri sürülen bu nitelikteki işlemin Borçlar Kanununun 234 ve devamı maddeleri gereğince gizli bağış niteliğinde bulunduğu açıktır. Dava dilekçesinin 2, 5 ve 7. bentlerinde belirtilen hususlar da nazara alındığında, davacının bağış kastı ve iradesi taşıdığı anlaşılmaktadır. Saptanan bu durum karşısında davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasa hükümlerine uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4 (HMK.m 297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 476,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.