Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2016/1711 E. 2020/5566 K. 14.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/1711
KARAR NO : 2020/5566
KARAR TARİHİ : 14.10.2020

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-Sanık … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, kullanıcı sanık …’na uyuşturucu madde satışı eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenin dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, 12.06.2013 tarihinde kullanıcı sanık …’na uyuşturucu madde sattığı sabit ise de; aynı tarihte kullanıcı sanık …’a madde satışı iddiasına ilişkin …’tan ele geçirilen maddenin Adli Tıp Kurumu veya Kriminal Polis Laboratuvarından alınmış ekspertiz raporunun dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, bu maddenin “uyuşturucu madde niteliğini taşıyıp taşımadığına” ilişkin uzmanlık raporu var ise aslı ya da onaylı örneği, yok ise maddenin temini ile “uyuşturucu madde niteliğini taşıyıp taşımadığına” ilişkin uzmanlık raporu alınması, böylece sanık hakkında TCK’nın 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan eksik araştırmaya dayalı hüküm kurulması,
2- Gerekçeli kararda, suç tarihinin “12/06/2013” yerine “2013-19/06/2013” olarak yazılması,
3- Hüküm fıkrasının B-5 nolu bölümünde her ne kadar indirim miktarı doğru hesaplanmışsa da, indirim oranının 1/3 olarak yazılması gerekirken 1/2 olarak yazılması,
Kanuna aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA,
B- Sanıklar …, …. ve …. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
1- 12/06/2013 günü saat: 16:50 sıralarında kullanıcı sanık …’un sanık …’ye para verdiğinin ve akabinde damdan uyuşturucu maddenin atıldığının teknik araçlarla izleme kararının icrası sırasında kayıt altına alındığı, ancak söz konusu maddenin kullanıcı sanıklar yakalanamadığından ele geçirilemediği, akabinde aynı gün 18:40 sıralarında kullanıcı sanıklar … ve …’nın (kimlik bilgilerini İbrahim olarak veren) birlikte sanıkların ikametlerinin önüne geldikleri ve evin dam kısmında atılan kolluk görevlilerince ele geçirilen maddeyi aldıkları anlaşılmakla;
Kullanıcı sanık … hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dosya olup olmadığı araştırılıp, böyle bir dosya bulunması halinde …’in kolluk ifadesinin temin edilmesi, yine kollukta alınan ifadesinde, … adı altında ifade verdiği belirlenen, ancak … ve … isimli asıl kişinin mahkemede alınan ifadelerinde; olay günü …’in yanındaki şahsın … olduğunu belirtmelerine karşın, mahkemece … dinlenilmeden kollukta … adı ile alınan beyan esas alınması suretiyle sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3- TCK’nın 62. maddesinin uygulanması sonrasında, sanıklar hakkındaki hapis cezasının 9 yıl 4 ay 15 gün yerine, yazılı şekilde eksik belirlenmesi
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanıkların sonuç ceza yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,
14.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.