YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4482
KARAR NO : 2020/5542
KARAR TARİHİ : 20.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, Ortaköy İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 162, 163 ve 226 parsel sayılı 1095.98, 17.785.06 ve 7787,14 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … Ünal ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları, çekişmeli taşınmazların müşterek muristen intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edildiği iddiasına dayanarak, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve miras payları oranında adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazların tespiti taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak yapılmış olup, davacılar da, taşınmazların müşterek muristen geldiği ve yapılan taksim sonucu murisleri … ve …’a bırakıldığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazların paylaşım sonucu davacı tarafa isabet ettiğinin kanıtlanamadığı, davacıların bu hususta yazılı belge de sunmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki; mirasçılar arası tapusuz taşınmazların taksimi hususunda yazılı belge taksimin şartı olmayıp, taksim sözleşmesi sözlü yapılmış ise bunun tanık, bilirkişi ve diğer delillerle kanıtlanabilmesi mümkündür. Somut olayda taşınmazların kök muris …’dan kaldığı ve kök muris …’in terekesinin mirasçıları arasında taksim edildiği uyuşmazlık konusu değildir. Bu nedenle, taraflar arasındaki mirasçılık ilişkisi taksimle sona erdiğinden, ihtilafın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişileri, taşınmazın öncesinde …ve ölümünden sonra da oğlu Mustafa’nın kullanımında olduğu yönünde beyanda bulunmalarına karşın, kendilerinden tespitin neden … adına yapıldığı hususu sorularak çelişki giderilmemiş, zilyetliğin hangi tarafta bulunduğu açıklığa kavuşturulmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Mahkemece mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve önceki keşifte dinlenen tespit bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan, taksimin hangi tarihte yapıldığı, taşınmazların taksim tarihinden itibaren kim ya da kimler tarafından ne suretle kullanıldığı, kullanıma ara verilip verilmediği sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, taksimen davalıların murisi …’e bırakıldığı iddia edilen taşınmazların tutanak örnekleri getirtilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacılara iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.