YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/57
KARAR NO : 2020/6651
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
14. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 25/06/2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24/02/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacılar, Antalya ili, Manavgat ilçesinde kain 721, 672, 23, 207 ve 46 parsel sayılı taşınmalarda ortaklığın giderilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın kesin süreden reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Hakim bir işlemin belli bir süre içinde yapılması için bir tarafa süre verebilir. Süre tayin ederken tarafların özel durumlarını nazara alması ve verdiği sürenin olayın özelliklerine uygun olması gerekir. Hakimin tayin ettiği bu süreler kural olarak kesin değildir. Fakat hakim, tayin ettiği bu sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu durumda sürenin kesin olduğunu hiç bir tereddüte yer vermeyecek derecede açık biçimde belirtilmesi, ayrıca kesin süre verilmesine ilişkin ara kararın yerine getirilmesi mümkün bir ara karar olması gerekir. Başka bir ifade ile, hakimin bir işlemin yapılması için kesin süre tayin edebilmesi için, o işlemin kendisine süre verilen tarafın yapabileceği bir işlem olması gerekir. Aksi halde o taraf verilen süre içinde sadece kendi yapabileceği kısmı yapmakla, kendisine düşen ödevi yerine getirmiş olur.
Somut olaya gelince; mahkemece 11.02.2014 tarihli 3. celsede “…davacı vekiline, en son gelen tapu kaydını incelemesi ve tapu kaydında ismi geçen ve tapu maliki tarafından T.C. kimlik numaraları bildirilen tapu kayıt maliki olarak görünen diğer davalıları davaya dahil etmek üzere…” kesin süre verilmiş ise de, 11.09.2014 tarihli 5. celsede “…tarafların anlaşma ihtimaline binaen gelecek celseye kadar süre verilmesine…” denilmek suretiyle kesin süreden rücu edilmiş, 27.11.2014 tarihli 6.celsede ise “…tarafların anlaşması ihtimaline binaen 30 günlük…” kesin süre verilmiştir.
Mahkemece, tarafların anlaşması hususunun yargılamanın her aşamasında mümkün olduğu, devam eden bir davada tarafların anlaşmaya zorlanamayacağı gibi bu konuda kesin süre verilemeyeceği ve ayrıca daha önce verilen süreyi tekrar eden mirasçılık belgesini sunmak ve mirasçıları davaya dahil etmek üzere verilen sürenin kesin olmadığı göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, kesin süre verildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 02.11.2020 gününde oy birliği ile karar verildi.