YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9569
KARAR NO : 2020/15467
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında katılan …’ye yönelik; sanık … hakkında katılan …’ye yönelik kasten yaralama suçundan kurulan beraat hükümlerine ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılanlar … ve …’nin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında katılanlar … ve …’e yönelik; sanıklar …, …, … ve … hakkında katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz sebeplerinin incelenmesinde:
02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 254. maddesi “…uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir” şeklinde değiştirilmiş ise de, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit kasten yaralama suçunun değişiklikten önce de uzlaştırma kapsamında olduğu ve soruşturma aşamasında tarafların yapılan uzlaştırma teklifini kabul etmedikleri dikkate alındığında, 5271 sayılı CMK’nin 253/18. maddesinin “uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilmez” hükmü karşısında, tekrar uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinden ve ayrıca sanık …’nin katılan …’e yönelik eylemini silahtan sayılan bardak ile gerçekleştirmesi nedeniyle eylemine uyan TCK’nin 86/2, 86/3-e maddelerinde düzenlenen suç uzlaşma kapsamında olmadığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
a) Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık …’nin 02.03.2015 tarihli savcılık ifadesindeki katılan …’in elinden bardağı alarak, katılan …’e vurduğuna dair ikrarı ve katılan … hakkında düzenlenen adli rapor içeriğinde yer alan “kesi” şeklindeki bulgular karşısında, sanık …’nin katılan …’e yönelik eylemini silahtan sayılan bardak ile gerçekleştirdiği sabit olduğu halde, sanık … hakkında TCK’nin 86/3-e maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, sanık … hakkında katılan …’e yönelik kasten yaralama suçundan kurulan hükümde CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanık …’nin ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 04.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.