YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/511
KARAR NO : 2020/4955
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 15.10.2019 tarih ve 2015/53-2019/453 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2001-2002 Eğitim-Öğretim yılında Diyarbakır Merkez İlçeleri taşımalı ilköğretim kapsamına alınan merkeze bağlı 210 köyden toplam 4738 öğrencinin 13 merkez ilköğretim okuluna taşınması işinin Ak-Gül Taşımacılık İnş. Nak. San. Tic. Ltd. Şti’ne ihale edildiğini, ihale şartnamesine göre 4738 öğrencinin 329 araçla taşınacağını, ayrıca 22 yerleşim birimindeki 479 öğrencinin de taşınması konusunda ek sözleşme yapıldığını, 479 öğrencinin daha 14 öğrenci kapasiteli araçlarla taşınması halinde 34 araç daha olacağını, ancak Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişlerince yapılan soruşturma kapsamında hakedişlerin fazla hesaplandığının tespit edildiğini, incelenen puantaj cetvellerine göre toplam 5217 öğrencinin taşımasının 363 araçla yapılması gerekirken 189 araçla yapıldığını, bu durumun ihale idari şartnamesine aykırı olduğunu, davalı şirketin 956.120.829.721 TL sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek fazladan ödenen 956.120.829.721 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşme ile merkeze bağlı 210 köyden 4738 öğrencinin 13 merkez okuluna 182 iş günü taşınmasının hüküm altına alındığını, sözleşmenin hiç bir yerinde 4738 öğrencinin kaç araç ile taşınacağı konusunda bir hükmün bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanan ek sözleşme ile 22 yerleşim birimindeki 479 öğrencinin de 5 merkez okuluna taşınması işinin de müvekkili şirkete yüklendiğini, yani birinci sözleşmede 1.466.368.947.000 TL, ikinci sözleşmede 160.545.951.000 TL bedelle taşıma işinin yüklenildiğini, ancak davacının öğrenci sayısına göre hesap yapması gerekirken araç sayısına göre hesap yaptığını, bunun da sözleşmeye uygun düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, bilirkişi raporuna ve dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin ihale mevzuatına uygun olduğu, davacı idarenin bütün hakedişleri ödediği ve ihtirazı kayıtta bulunmadığı, işin eksik yapıldığına dair herhangi bir şikayetin ve idari tespitin olmaması nedeniyle taşıma işinin ifa edildiğinin kabulü gerektiği, alınan bilirkişi raporlarında 4738 öğrencinin 329 araç yerine kapasitesi daha büyük otobüs veya minibüslerle ya da araçların birkaç sefer fazla yapmak suretiyle daha az araçla taşınabileceğine tespitler yapıldığı, en son alınan 27.06.2019 tarihli bilirkişi ek raporunda davacının tasarruf edilebileceği miktarın 37.381,97 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 37.381,97 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Ak-Gül Taşımacılık Gıda Tem. Taah. Tic. Ltd. Şti’den tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağın istirdatı istemine ilişkin olup, davanın kabulüne ilişkin verilen ilk karar eksik inceleme gerekçesiyle Dairemizce bozulmuş ve uyuşmazlığın çözümü için tespit edilmesi gereken hususlar açıkça ortaya konmuştur. Yerel mahkemece bozma kararına uyulduğu belirtilerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, bu rapor hüküm vermek için gerekli olan hususları aydınlatmamaktadır.
Dairemizin 24.10.2014 tarih, 2014/7606 Esas- 2014/16411 Karar sayılı bozma ilamında da belirtildiği üzere öncelikle tespiti gereken husus davalı taşıyanın taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme şartlarına uygun bir taşıma yapmaması nedeniyle tasarruf ettiği tüm işletme giderlerinin (eksilen araç sayısına göre tespit edilecek amortisman, akaryakıt, şoför maaşı ve sair giderler) tespit edilmesidir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra alınan 24.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalı yanca kullanılan araç sayısının 242 olabileceği ve 242 şoför çalıştırılması gerektiği, davacı tarafından kullanılmayan 57 araç sebebi ile 57 şoför ücreti tutarında tasarruf sağladığı ve tasarruf sağlanan miktarın 57 şoförün ücreti tutarı olan 37.381,97 TL olabileceği belirtilmiş olup, mahkemece de anılan bu bilirkişi raporu hükme esas alınarak 37.381,97 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, bozma ilamına uyularak davacı yararına usulü müktesep hak oluştuğu da gözetilerek taşımanın sözleşmeyle belirlenen şartların dışında gerçekleştirilmiş olması nedeniyle davalı taşıyıcının tasarruf ettiği tüm işletme giderlerinin (eksilen araç sayısına göre tespit edilecek amortisman, akaryakıt, şoför maaşı ve sair giderler) belirlenmesi, belirlenen tutar kadar idarenin istirdata hakkı olduğunun kabul edilmesi ve hesaplama için tüm verilerin tespit edilmemesi halinde ise doyadaki mevcut verilere, işin kapsamına, süresine, yapılan ödemenin miktarına nazaran ne miktar tasarruf edilmiş olabileceği konusunda bilirkişiden görüş alınarak hüküm oluşturulması gerekirken sadece şoför ücreti esas alınarak sonuca gidilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 11.11.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Dairemizin önceki bozma kararları kapsamında alınan bilirkişi raporları ile taşımanın tamamlandığı, süreç içinde davacı idarenin, davalı taşıyanın kaç araçla taşıma yaptığı, eksik taşımanın olup olmadığı hususunda herhangi bir tutanak düzenlenmediği, hizmetin eksik ve kötü İfa edildiği yönünde herhangi bir tespit yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda bozma gereği usulü kazanılmış haktan söz edilemeyeceği gibi, en son olarak davalı şirketin karar düzeltme isteminin de kabul edilerek mahkeme kararında belirtilen gerekçeler ile de haklı olarak sadece araç sürücüsü sayısı esas alınarak yapılan hesaplamanın da dosya içeriği ve bozma nedenlerine uygun olduğu, bu nedenle kararın onanması gerektiği görüşündeyiz.