YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8263
KARAR NO : 2020/13833
KARAR TARİHİ : 19.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret, silahla tehdit
HÜKÜMLER : Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ceza verilmesine yer olmadığına, mahkumiyetlere dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında müştekiler …, … ve …’ı kasten yaralama suçları ile müştekiler …, … ve …’a yönelik hakaret suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların 5271 sayılı CMK’nin 231/12. maddesi gereğince itiraz kanun yoluna tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, sanık ile suça sürüklenen çocuk … müdafiinin taleplerinin CMK’nin 231/12. maddesi gereğince Aksaray Ağır Ceza Mahkemesince incelenip 12.04.2016 tarih ve 2016/478 Değişik İş sayılı kararı ile; itirazın reddine karar verilerek sonuçlandırıldığı anlaşılmakla, dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Suça sürüklenen çocuk … hakkında katılanlar … ile …’yı silahla tehdit suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst haddine göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e, 66/2 ve 67/3-4. maddeleri gereğince, zamanaşımını kesen son sebep olan suça sürüklenen çocuğun mahkemede savunmasının alındığı 10.03.2016 tarihi ile temyiz inceleme tarihi arasında 4 yıllık asli zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılanlar İsmail ve Hacı’nın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA ve gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 1412 sayılı CMUK’un 322. ve 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE,
3) Sanık …’nın müştekiler … ve …’yi kasten yaralama suçları ile katılan … ile müştekiler … ve …’ye yönelik hakaret suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 15.01.2014 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, hakkında takdiri indirim maddesi de uygulanan sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden bahisle şartları oluşmadığı şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararlar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ile katılan … vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA,
4) Sanık …’nin katılan …’yı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Katılan … hakkında Aksaray Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 08.03.2015 tarihli adli raporda, “sol kulak altında şişlik olduğu” belirtilmesine rağmen, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilmeyeceği hususunda bir değerlendirme yapılmadığı görüldüğünden, katılanın tüm doktor raporları ve tedavi evraklarının varsa grafileri ile birlikte en yakın Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilip, yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile gidirilip giderilemeyeceği ve 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerindeki ölçütlere göre yaralanmasının niteliği hususunda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kesin raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
b) Sanığın yargılama konusu eyleminin, basit yaralama olması durumunda 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19.08.2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7 ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan …’nın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı BOZULMASINA, 19.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.