YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/24096
KARAR NO : 2020/18747
KARAR TARİHİ : 14.12.2020
Mağdur …’u kasten yaralama suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/1. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına ve katılan kurum Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili lehine 2.725,00 Türk Lirası vekalet ücreti takdirine dair Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.01.2019 tarihli ve 2017/255 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 28.10.2020 tarihli ve 2020/14243 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2020 tarihli ve 2020/97482 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 21.02.2019 tarihli ve 2018/7458 Esas, 2019/7439 Karar sayılı ilâmında; “Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun’dan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olması nedeniyle vekalet ücretine yönelik talebin reddine” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda, Ereğli (Konya) 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2017 tarihli tensip zaptının katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliğ edilmesi üzerine, Bakanlık vekilinin 12.01.2018 havale tarihli dilekçesiyle davaya katılma talebinde bulunduğu ve 16.01.2018 tarihli 1. oturumda katılan olarak duruşmalara kabulüne karar verildiği ancak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun’dan kaynaklanan koruma yükümlülüğüne ilişkin bir kamu görevi olduğu ve Mahkemesince anılan Bakanlık lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinin “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden katılan kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar veren mahkeme kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan bu nedenle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.12.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.